MUĞLA ÖZBİLİM DERSHANESİ " Başarının Adı "
  

OKS SBS
ÖSS YDS

    

MENÜ

  Atatürk Köşesi

  Kurucularımız

  Öğretmen Kadromuz

  Eğitim Anlayışımız

  Gruplarımız

  Etütlerimiz

  Öğrenci Kayıt

  Deneme Sınavlarımız

  SBS  Derecelerimiz

  YGS LYS  Derecelerimiz

  Yayınlarımız

  Dökümanlar

  Foto Galeri

  İnsan Kaynakları

  Basında Biz

  Ziyaretçi Defteri

  İletişim


MEB HABER BANTI

 

İNTERNET REHBERİ

   
   
   
   
   
   
   
   

Eğitim Anlayışımız                 

EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ

Yüksek Başarı için Stratejik Rehberlik

BAŞARI VE MUTLULUK

Sevgili öğrenci,

Arzularımız ne kadar şiddetli ise onları elde etme konusunda da o kadar ısrarcı oluruz. İsteklerimiz azaldığında, çalışma da azalacaktır. Başarı, hedeflerimizi ciddiye almamızla doğru orantılıdır. Başarmanın ilk şartı harekete geçmektir. Elde etmek istediğimiz şeyler için hemen ilk yapılması gerek şeyler düşünülür ve uygulama aşamaları planlanır. ÖSS ya da OKS'yi kazanmak isteyen bir öğrenci için de durum farklı değildir.

BAŞARI VE SONRASI

Başarılı olmanın tek ve mutlak ölçüsü yoktur. Örneğin sadece üniversiteyi bitirmek başarılı olmanın tek yolu değildir. İnsan, yetenekli olduğu çok değişik alanlarda, severek yapabileceği çeşitli işlerde kendini ortaya koyabilmişse, yaşamdan zevk alan birisi ise, başarılı olmuş demektir. Hayatta en büyük amaç mutlu olmaktır.

Çalışmanızın yönünü belirlemek ve çalışma isteğinizi sürekli tutmak için yapmanız gereken en önemli şey; sizi ileride mutlu edecek yönü belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığınızı bilmeniz gerekir.

Arkadaşlar, mutluluk ve başarıyı durup dururken gökten zembille indirip hayat size bahşetmez. Gayret ve çabanızla o mutluluk ve başarıyı hayattan sizin almanız gerekiyor. Tabi ki bunu yaparken de şartları ne ise onlara da uymanız gerekecektir.

VERİMLİ  DERS ÇALIŞMA

Anne, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.

Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Öğrenci buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.

DERS ÇALIŞMA KONUSUNDA YANLIŞ TUTUMLAR

Ders çalışma konusundaki en yaygın yanlış tutumlar ise şu biçimlerde göze çarpmaktadır:
• Amaçsız çalışma
• Evin değişik yerlerinde çalışma
• Yatarak, uzanarak çalışma
• TV karşısında ya da sesli ve sözlü müzikle çalışma
• Kaynaklardan yararlanmama
• Derslerden korkma, anlayamadığı dersi bırakma
• Derslerle ilgili önyargılar
• Gözlerinizi yapamadıklarınıza çevirmek
• Zorlanılan derslerin dışlanması
• Aşırı kaygı (güvensizlik)
• Çalışma anında hayallere dalmak
• Motivasyon noksanlığı, isteksizlik
• Günlük ayrıntılara boğulmak
• Çalışmayı tamamlamadan bırakmak
• Arkadaşlara HAYIR diyememek
• Televizyona takılıp kalmak
• Dersler, konular hakkında yetersiz bilgi sahibi olmak
• Düzenli tekrarlar yapmamak
• Plansız programsız çalışmak
• Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak
• Zamanı denetleyememek
• Çevrenizin sizden beklentilerinin yüksek olması
• Sınav bilgi ve tekniklerini yeterince bilmemek
• Çalışma anında uygun dinlenme aralıklarını vermemek
• Çözümlenemeyen ailevi veya kişisel sorunlariçinde boğulmak.

Eğer yukarıdaki alışkanlıklarınız varsa büyük ölçüde ders çalışma konusunda yanlış tutumlara sahipsiniz demektir. Bu yüzden aşağıdaki ders çalışmanın verimli yöntemlerini dikkatle izlemeniz ve uygulamanız gereklidir.
 

BİR HİKÂYE
GÖRMEK  İÇİN  GÖZ  ŞART  DEĞİL

Adamın biri, ilk defa gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam. Bunların parktan değil de bir tek ağaçtan gelmediği ne malum?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsınız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyarsınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki... Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden daha iyi gördüğün...

-------------------------------------------------------------------------

Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiçbir zaman
BOŞ VERME!
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama
BÖLÜCÜ OLMA!
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama
KENDİNİ BEĞENME!
Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama
KİN BESLEME!
Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama
İHANET ETME!
Hedefe koş, yardıma koş ama
ORTAK KOŞMA!
Mevlana 

-------------------------------------------------------------------------

ETKİLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

I-AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ

Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına  da ulaşmaktadırlar.

Amacınızı netleştirmek için şu soruları kendinize sorun:

• Nasıl bir gelecek istiyorum?
• Hangi üniversitede okuyacağım?
• Mesleğim ne olacak?
• Beş-on yıl sonra kendimi nasıl hayal ediyorum?
Gerçekleştiremeyeceğiniz hedeflerle zamanınızı boşa harcamayı ve yutabileceğiniz lokmalar yiyin.

II- PLANLI ÇALIŞINIZ

Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.
Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte, çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

Öğrenciler, günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;
1) Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
2) Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
3) Sınav tarihlerini,
4) Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
5) Planlarına aldıkları; ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmalarını ne zaman tamamlayacaklarını,
6) Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma, sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.

Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.
Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci, çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yapmalıdır.

ÖYLEYSE DERS ÇALIŞMA PROGRAMI;

• Zamanı etkin bir şekilde kullanmanızı,
• Neye nereden başlayacağınıza karar vermenizi,
• Bilgilerinizi ne kadar özümsediğinizi görmenizi,
• Ne zaman dinlenip, ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi sağlar.
• Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştırır.
• Güven ve motivasyon sağlar.
• O gün öğrenilen konuların tekrarını yapmanızı ve testlerini çözmenizi,
• Ödevlerinizi tamamlamanızı,
• Bir gün sonra işlenecek konuların önhazırlığını yapabilmenizi sağlayacaktır.

DERS PLANINIZ NEDEN BOZULUR?

• Amaçlarınız net değilse
• Bilgi eksikliklerinizi giderememişseniz
• Özel işleriniz daha fazla vaktinizi alıyorsa
• Çalışmaya karşı motivasyonunuz yoksa ve çalışmayı sürekli erteliyorsanız, Ders çalışma planınızı gözden geçirmelisiniz.

BİR HİKÂYE
ISRAR VE METOT

İnsanın bazı eksiklerinin nasıl bir avantaj haline gelebileceğini anlatan güzel bir öykü bu.
Japonya'da bir çocuk 10 yaşındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış, büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle birlikte bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, belki bir ümit ışığı olabilir düşüncesiyle Japonya'nın ünlü bir Judo hocasına gidip, çocuğunun durumunu anlatarak yapılacak bir şey olup olmadığını sormuş.
Judo hocası "Çocuğu getir bakalım" demiş. Ertesi gün baba ile oğul çıkmışlar hocanın karşısına. Hoca çocuğu şöyle bir süzmüş ve "Tamam" demiş. "Yarın çocuğun eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz."
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "Bu harekete çalış" demiş. Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış. Sonra hocasının yanına gidip, "Bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş. Hocanın cevabı "Çalışmaya devam et." olmuş.
2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş. Bu bir yıl boyunca da hep o aynı hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş.
- Hocam bir yıldır aynı hareketi çalışıyorum. İyi de yapıyorum. Bana yeni bir hareket göstermeyecek misiniz?
- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeceğiz.
2 yıl, 3 yıl derken çocuk hocasının nezaretinde 5 yılını doldurmuş. Bir gün hocası çocuğun yanına gelip, - Hazır ol. Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın demiş.
Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de Judoda bildiği tek bir hareket var. Ünlü Judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından dolayı da ses çıkarmamış.
Turnuvanın birinci günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği o tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken ikinci, üçüncü maç... çeyrek final, yarı final ve umulmadık bir biçimde finale katılmaya hak kazanmış.
Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yıldır yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Rakip, judoda tam bir üstat. Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.
- Hocam, hasbelkader buraya kadar geldik. Rakibime bir bakın hele, yılların şampiyonu. Ben de ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadarı bana yeter. Çıkıp da rezil olmayayım. İzin verin turnuvadan çekileyim.
- Olmaz. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çocuk çaresiz çıkmış müsabakaya ve maç başlamış. Delikanlı yine o bildiği tek hareketi yapmış ve bir hamlede rakibini yere sererek şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş.
- Hocam, nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?
- Bak oğlum, ilk olarak, 5 yıldır aynı hareketi çalışıyorsun. O kadar çok çalıştın ki yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan kimse yok. İkinci olarak da, o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de, rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.

-------------------------------------------------------------------------

NE OLURSAN EN İYİSİ OL

"Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol; Fakat oradaki
en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver;
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol;
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Cadde olamazsan patika ol;
Güneş olamazsan yıldız ol;
Kazanmak veya kaybetmek ölçü ile değil;
Sen her neysen, onun en iyisi ol."

Douglas MALLOCH

-------------------------------------------------------------------------

O HALDE NE YAPMALIYIZ?

Amacınızı açık ve net bir şekilde tanımlamalısınız.
Çalışma planınızı o günün derslerine, koşullarına ve ihtiyaçlarına göre artırabilir veya azaltabilirsiniz.
Çalışma sürelerinin uzunluğunu, derslerin özelliklerine göre düzenlemelisiniz.
Planınız ani durumlarda, çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verebilecek şekilde hazırlanmalıdır.
Hangi dersin hangi konusunda nasıl bir çalışma yöntemi izleyeceğinizi açıkça belirleyin. Öğrenmek için konu çalışmaya mı, konudaki bilgilerinizi hatırlamak için tekrar yapmaya mı, yoksa pekiştirmek ve hız kazanmak için test çözmeye mi ihtiyacınız var?
Tüm bunları önceden planlayarak çalışma masanıza oturun!
Yapacağınız planda hangi günlerde hangi konuların çalışılacağı, tekrar edileceği veya test çözüleceğini belirleyebilirsiniz.
Planınızı o günkü veya ertesi günkü derslerinize veya sınavlarınıza göre ayarlayabilirsiniz.

III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ

Öğrenciler, bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre, öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci, zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Çalışacağınız dersleri planlarken, okuma yolu ile öğrenilecek tarih, edebiyat gibi derslere çalışmanın başında yer vermek yararlı olur, böylece zihin yorulmadan yoğun okuma gerektiren konular daha iyi anlaşılır.
Çalışmalarınızda çeşitliliğe yer verin, uzun saatler boyu tek bir ders çalışmak yerine, bu zamanı bloklar halinde değişik derslere ve konulara ayırın.
Çalışacağınız dersleri belirlerken, sürekli olarak çalışmaktan kaçındığınız ders varsa çalışmaya ondan başlamalısınız!
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.

BİR HİKÂYE
ARKADAŞLIK

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
"Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak." demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:
"Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart."demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası ona:
"Aferin iyi davrandın, ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var.  Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak.  Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik gibi aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir, sen ihtiyaç duyduğunda sana yardımcı olur, seni dinler, sana yüreğini açar." demiş.

IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ

Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üstündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi), acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.

DERS ÇALIŞMA SORUNLARI

Çok sayıda öğrenci, ders çalışma ile ilgili yakınmalarını ve sorunlarını sık sık dile getirir. Bunlardan bir kısmı ders çalışmaya başlamakta güçlük çektiğinden, bir kısmı çalışmayı sürdüremediğinden şikâyetçidir. Yapılan araştırmalara göre ders çalışma konusundaki sorunlar başlıca şu nedenlerden kaynaklanmaktadır:

1) Öğrencinin küçük yaştan itibaren çalışma alışkanlığı edinememiş olması
2) Yanlış çalışma alışkanlıkları
3) Temel bilgi eksikliğinden dolayı dersleri anlayamama
4) Kendine güvensizlik, olumsuz duygu ve düşünceler
5) Ailevi sorunlar

Yukarıda sıralanan nedenler gerçekten hayatımızı etkileyecek ciddi sebeplerdir. Bunlarla ilgili en kısa zamanda okulumuzun veya dershanemizin rehberlik servisinden yardım almamız gerekmektedir.

V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ

Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın, elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışılmalıdır.
Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek, öğrencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.

Işık, ısı, gürültü seviyesi
Çalışmaya başladığınızda çalışma alanınızı gölgelendirmeyecek, normal ışıklandırılmış bir odanızın olması iyidir. Masa lambası daha da iyi olabilir. Çalışma yerinizin sürekli gürültü alan bir yer olmamasına dikkat ediniz.

Dik oturma (enerji ve dikkat toplama mesajı verir)
Dik oturma aynı zamanda bir ciddiyet mesajıdır. İşin önemsenmesini, dersin daha yoğun bir istekle çalışılmasını anlatır bize.

Çalışma köşesi
Çalışma köşesinde sadece ders çalışılmalıdır. Hayal bile kurulmamalıdır. Hayal kuracaksak başka bir yer kullanmalıyız. Böylece orası bize sadece dersi ve ders ile gelecekte elde etmek istediğimiz güzellikleri hatırlatacaktır. Hep aynı yerde çalışın ve mecbur kalmadıkça bu yeri başka bir iş için kullanmayın.

• Çalışmaya başlamadan önce;
Gerekli malzemeler hazırlanmalıdır; fakat bu hazırlığı ders çalışma hevesimizi azaltacak bir yorgunluğa çevirmemeliyiz. Kısaca hemen derse oturup düzenlemek istediklerimizi dinlenme aralarında yapmalıyız.

• Ders çalışırken müzik dinlenir mi?
Beynimiz gerçek anlamda sadece bir işin takibini yapabilir. Dolayısı ile hem ders çalışmak hem de müzik dinlemek ya da TV izlemek doğru değildir.

• Dersiniz bitmeden önce;
Çalışma isteğiniz azalmışsa dersinize son vermeyin! Daha küçük çalışma hedefleri belirleyin ve buna uyun. 5 sayfa daha okuyup kalkarım gibi...
Daha sonra kısa bir süre çalışma yerinden ayrılın.

• Çalışma sırasında;
Çalışırken, kendinize küçük ödüller koyun, ilgi ve dikkatinizin azaldığını fark ettiğinizde, okuduğunuz konuyu bitirince, hoşlandığınız bir işi yaparak kendinizi ödüllendireceğinize söz verin. Çalıştığım bölümü bitirince bir meyve yerim gibi...
Ödülde dikkat edilmesi gereken 2 nokta önemlidir:
a) Çalışmayı bitirmeden ödülünüzü almayın.
b) Zaten yapacağınız bir şeyi ödül olarak seçmeyin.

Okuduklarınızı kendi kelime ve cümlelerinizle ifade etmeniz, konulardan özetler, sorular ve cevaplar çıkarmanız öğrenmeye aktif olarak katılmayı ve daha etkin öğrenmeyi sağlar.

Çalışırken kendinizi, sınav hazırlayacak kişinin yerine koyup "ben bu konudan soru hazırlayacak olsam, ne sorardım?" diye düşünün. Bu soruların olası cevaplarını bulmanız konuyu özümsemenizi sağlar.

Şimdi şöyle bir soru geliyor aklımıza:

Sınav öncesinde çalışmak doğru mu?
Doğru değil.
Ama neden?
Çünkü, ÖĞRENME = Anlamak+Hatırlamak+Uygulamak
aşamalarından oluşur.
Anlaşılan bilgilerin oturması, anlaşılması için zamana ihtiyaç vardır.
Ayrıca sınav öncesi yapılan çalışma da anlamak için vakit yoktur. Tam anladığınız noktada bilgiyi hafızanıza geçirmek için yeterli zamanınız kalmaz.

-------------------------------------------------------------------------

SU, ATEŞ ve AHLAK

Su, Ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar;
dolaşırlarken merak etmeye başlamışlar.
Suya sormuşlar, "Kaybolursan seni
nasıl bulacağız?"
Yanıt, "Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım."
Ateşe, "Seni yitirirsek ne yapalım?"
Ateş, "Bir duman gördüğünüz yerde ben varım."
Sıra ahlaka gelince, yanıt şu olmuş:
"Beni kaybederseniz, bir daha kesinlikle bulamazsınız!"

-------------------------------------------------------------------------

BİR HİKÂYE
KARTAL NE ZAMAN ÖLÜR?

Bu, bir kartal yumurtası bulup onu kır tavuklarının yuvasına koyan genç bir Amerikan kızılderilisinin hikâyesidir.
Kartal yumurtadan çıkar civcivlere katılır. Tabii muhteşem renkleri, iri ve güçlü kanatlarıyla diğerlerinden farklıdır; ama diğer tavuklardan biri olduğuna inanarak büyür. Pislikleri eşeler, tohumları gagalar, gıdaklar, birkaç santim zıplayıp yeni bir şey gagalamak için kanatlarını döver. Çünkü tavuklar böyle yapıyordur.
Bir gün gökyüzüne bakar ve inanılmaz bir yetenekle yelken uçuşu yapan muhteşem bir kuş görür. "Ne güzel bir kuş ! Nedir bu?" diye sorar.
"O bir kartal, " cevabını verir tavuklardan biri, "bütün kuşların reisi. Ama aklına getirmeye bile kalkma, asla onun gibi uçamazsın."
Sonunda kartal bir kır tavuğu olduğunu düşünerek ölür.

VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ

İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerlerde çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.

VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ

Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgen durumda kalan öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar. Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, anlamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretmene sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri daha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.

VIII- NOT TUTUNUZ

Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.

Not  tutarken;

1) Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
2) Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir.
3) Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.
4) Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlar da alınmalıdır.
5) Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
6) Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvedde yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.

BİR HİKÂYE
YOLUMUZDAKİ  ENGELLER

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor; ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı.
Ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde. "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir." diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır."

IX- ARAÇ-GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ

Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar başvurursa, öğrenme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.
Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadır.

X- VERİMLİ OKUYUNUZ

Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız, okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikâye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma, yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır.
Hızlı okumanın en önemli yolu sessiz okumadır. Sessiz okuma, hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı, giderek boş zamanları okuyarak değerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.

-------------------------------------------------------------------------

BÜYÜK OLMAK İÇİN

Büyük olmak için
kimseye iltifat etmeyeceksin.
Hiç kimseyi aldatmayacaksın.
Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.
Herkes senin aleyhinde bulunacaktır.
Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır.
Fakat sen buna karşı direneceksin.
Önüne sonsuz engeller de yığılacaktır. Kendini büyük değil küçük, zayıf ve araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım
gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın.
Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.

M. Kemal ATATÜRK

-------------------------------------------------------------------------

BİR HİKÂYE
İBN-İ SİNA  NASIL MATEMATİKÇİ OLDU?

Büyük Türk Bilgini İbn-i Sina ünlü bir tıpçı olduğu gibi matematik sahasında da çok bilgiliymiş. Daha çocukken babası onu matematiğe özel hassasiyet gösteren bir okula yazdırmış.
Ama İbn-i Sina bu okulda cebir ve geometriyi bir türlü becerememiş. Bunun üzerine okuldan kaçmış. Babasından korktuğu için ve eve de dönemediğinden yoldan geçmekte olan bir kervana katılıvermiş. Kervanın ilk konakladığı yerde, kervancı başı yolcuların en küçüğü olan İbn-i Sina'yı su getirmesi için civardaki bir kuyuya göndermiş. İbn-i Sina, sapına ip bağlı kova ile kuyudan su çekerken, ipin sürtündüğü taşı kestiğini görmüş. Kendi kendisine, BU NASIL OLUR, İP TAŞI NASIL KESER? diye sormuş.
AZICIK DÜŞÜNDÜĞÜNDE İPİN ÇOK UZUN ZAMANDIR KUYUDAN HER SU ÇEKİLİŞİNDE AYNI YERE SÜRTÜNE SÜRTÜNE TAŞI KESEBİLECEĞİNE KARAR VERMİŞ.
Sonradan adı asırlarca tıp dehası olarak anılacak olan İBN-İ SİNA "MADEM BU İP GİDİP GELMEKLE TAŞI BİLE KESİYOR, NİYE BENİM AKLIM DA AZİM VE GAYRETLE ÇALIŞTIKTAN SONRA CEBİRİ VE GEOMETRİYİ KESMESİN?" demiş ve kovayı da kervanı da bırakarak hemen okuluna geri dönmüş.


XI- ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ

Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır: Bunlardan biri öğrenilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir. Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.
Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.
Maddeler halinde belirtirsek, düzenli tekrar sayesinde;

• Konu daha kolay anlaşılır.
• Anlaşılmayan konular için zaman kazanılır.
• Anlaşılan konuların hafızaya aktarılması sağlanır.
• Bir sonraki bilgilerin daha kolay anlaşılması sağlanır.
• Bilgilerin beynimizde sindirilmesi sağlanır.
• Sınava daha az kaygılı gireriz.
• Öğrenmek için öğrenmiş oluruz. Özellikle ara sınıflarda sınav gecesi çalışma, günü kurtarmak ve geçer not almak için yapılır.

Çalıştığınız bilgilerin uzun süreli hafızaya kodlanabilmesi için mutlaka tekrar yapmalısınız.

Sistemli tekrarın en önemli özelliği ÖĞRENME, DÜŞÜNME VE HATIRLAMA konusundaki birikim sağlayıcı etkidir.

Düzenli tekrar sayesinde;
• Zamandan kazanmak için her şeyi tekrarlamak yerine konunun önemli kısımlarını tekrarlamayı, • Bilgiler arasında anlamlı bağlar kurabilmeyi, konunun ilginç yönlerini araştırabilmeyi, konu üzerinden semboller çıkartarak kodlamayı veya gözümüzde canlandırabilmeyi, • Konular arasında mantıksal çıkarımlarda bulunarak veya neden - sonuç ilişkileri kurarak çalıştıklarınızın kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.

Bunun yanı sıra;
• Nasıl ve niçin öğrendiğinizi ne öğrendiğinizle birleştirin.
• En iyi öğrenebildiğiniz zamanı ve ortamı keşfedin.
• Bir şeyi öğrenirken tüm duyularınızdan yararlanın.
• Şimdiyi değil, geleceği düşünün! Bu size heyecan verecektir!

OKUL DERSLERİNDE YÜKSEK BAŞARI

DERSTEN ÖNCE UYULMASI GEREKEN İLKELER
• Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır.
• Çalışma metodunu, dersin özelliğine göre seçmelidir. (Okuma, not tutma, anlatım, tümdengelim, tümevarım gibi) Sayısal dersler çalışılırken mutlaka yazarak çalışma metodu uygulanmalıdır.
• Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda bir masa üzerinde yapılmalıdır.
• Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular arasında önemli önemsiz ayrımı yapılmamalıdır.
• Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem de dikkatin dağılmasına neden olur.
• Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi, problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra çalışmaya başlamalıdır.
• Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı; bu aralıklar da dinlenme, gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir.
• Çalışılan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş konular gözden geçirilmelidir.
• Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli, gerekirse renkli kalemle altları çizilmelidir.
• İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan yerler tespit edilerek derse girilmelidir.
• Ders çalışılırken motive olunmalı, televizyon karşısında veya yatarak çalışmanın etkinliği azaltacağı unutulmamalıdır.
• Düzenli bir defter tutma alışkanlığı kazanılmalı. Tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullanmaya özen gösterilmelidir.
• Çalışırken bir konuyu ezberlemek yerine o konuyu anlamaya ve problemin çözümüne yönelik  bir öğrenme seçilmelidir.
• Anlatım dersinin arkasından sayısal (matematik, fen bilgisi gibi) bir ders çalışılmalıdır.
• Sabah kahvaltısı yapılarak okula gidilmesi, aksi takdirde ders dinleme dikkatinin azalacağı unutulmamalıdır.

DERS ESNASIDA UYULMASI GEREKEN İLKELER
• Sınıfta dersler iyi dinlenmeli, ders sırasında başka şeylerle meşgul olunmamalı, öğrenci anlamadığı yeri öğretmenine anında sormalıdır.
• Öğretmen, dersi anlatırken üzerinde durduğu noktalar ve sınıfa yönetilen sorular not edilmeli ve sonra çalışılmalıdır.
• Tahtaya yazılan bilgiler ve problem çözümleri dikkatli bir biçimde deftere geçirilmeli ve kontrol edilmelidir.
• Derslerde devamsızlık yapılmamalı, eğer zorunlu olarak yapılmışsa o dersteki konu,arkadaşlardan öğrenilmelidir. Unutulmamalıdır ki bir sonraki konunun öğrenilmesi bir önceki konunun bilinmesine bağlıdır.
• Sınavlarda soruların cevaplarına geçilmeden önce cevaplar zihinsel tasarlanmalı, kâğıtlar verilmeden önce mutlaka kontrol edilmelidir.

DERSTEN SONRA UYULMASI GEREKEN İLKELER
• Bütün dersler işlendikçe çalışılmalı, konular biriktirilmemelidir.
• Dersler tekrar edilirken, anlaşılmayan konular tespit edilmeli, bir sonraki derste öğretmenine sorularak öğrenilmeli. Sorarak öğrenilenlerin unutulmayacağı hatırdan çıkarılmamalıdır.
• Sayısal dersler çalışılırken sınıfta öğrenilen çözüm yollarının yanı sıra başka çözüm yollarının da olup olmadığı kaynak kitaplardan araştırılmalı, özellikle örnek çözümler çoğaltılmalıdır.
• Zor anlaşılan konulara en verimli çalışma saatleri ayrılmalıdır.

BİR HİKÂYE
YANKI

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlanın ayağı yere takılıp düşüyor, canı yanıp "AHHHHH" diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden "AHHHHH" diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve "SEN KİMSİN?" diye bağırıyor. Aldığı cevap "SEN KİMSİN?" oluyor. Aldığı cevaba kızıp "SEN BİR KORKAKSIN" diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses "SEN BİR KORKAKSIN" diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp, "BABA NE OLUYOR BÖYLE?" diye soruyor. "OĞLUM" diyor adam, "DİNLE VE ÖGREN!" ve dağa dönüp "SANA HAYRANIM" diye bağırıyor.
Gelen cevap "SANA HAYRANIM!" oluyor.
Baba tekrar bağırıyor, "SEN MUHTEŞEMSİN!"
Gelen cevap ; "SEN MUHTEŞEMSİN!"
Oğlan çok şaşırıyor; ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor, "İnsanlar buna "Yankı" derler; ama aslında bu "Yaşamdır."
"Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam, yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol!  Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren.
Bu kural, yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir. Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır."

YAŞLI MARANGOZ

Yaşlı bir marangoz sonunda emekliye ayrılmaya karar vermişti. Patronuna emekli olma ve geniş ailesiyle birlikte vakit geçirerek daha huzurlu ve telaşsız bir hayat sürme planından bahsetti. Maaşının azalacağını biliyordu, ama yinede emekli olmak istiyordu. Patronunu temin ediyordu, "geçinebilirdi."

Patronu iyi bir işçisini kaybetmekten dolayı üzgündü ve ona ayrılmadan önce gönlünce bir ev inşa edip edemeyeceğini sordu. Marangoz "tamam" dedi, ama patronun marangozun işi gönülsüzce yaptığını görmesi fazla zaman almadı. Acele ediyor, baştan savıyor ve kötü malzeme kullanıyordu. Kariyerini noktalamak için talihsiz bir yol seçmişti.

Marangoz inşaatı bitirdiğinde, işveren evi teftiş etmeye geldi. Ama adamın yaptığı evi kontrol etmek yerine, ona sokak kapısının anahtarını verdi. "Bu senin evin, " dedi, "onca yıl süren hizmetinin karşılığı olarak sana böyle bir hediye veriyorum."

Bugünkü yaşamınız, büyük ölçüde geçmişte aldığınız tutumların ve yaptığınız seçimlerin sonucudur. Ve yarınki yaşamınız da bugün alacağınız tutumların ve yapacağınız seçimlerin sonucu olacaktır.
Her şey size bağlı.

OKUYUN, BAŞARIN!

• Başarının önündeki en büyük engel, yılgınlık ve kararsızlıktır.
• Azimli ve kararlı olmak, başarının temel şartıdır.
• Başarısızlıktan ders almayı bilenler, başarıya, her başarısızlıkla biraz daha yaklaşmış olurlar.
• Gençler! Mutluluk ve başarıyı, hayat size vermez. Gayret ve çabanızla o mutluluk ve başarıyı, hayattan sizin almanız gerekir.
• Başarısızlıklar, insanın moralini bozmamalı, ümidini kırmamalı. Bilakis, yeniden başlamak, tekrar çalışmak ve hatalarını düzeltmek için taze bir zevk ve gayret vermeli, • İnsan bedenen yaşlansa bile, imanıyla, ümitleriyle, şevk ve gayretleriyle genç ve
dinç kalmaya devam edebilir.
• Başarılı olmak için mutlaka üstün zekâlı, dahi yaratılışlı olmak gerekmemektedir. Ama zamanı iyi kullanmayı bilmek, boş vakitleri iyi değerlendirmek vazgeçilmez şarttır.
• Hiçbir zafere, çiçekli yollardan gidilmez. Başarıya giden yolda, ter vardır, sıkıntı vardır, yorgunluk vardır, yüksek bir irade vardır.
• Çalışmak bizi can sıkıntısından, kötü alışkanlıklardan  ve yoksulluktan kurtarır.
• Hayatta sertlikle elde edilen hiçbir başarı, kalıcı olmamıştır. Ancak sevgi ve yumuşaklıkla sağlanan başarılar, devam edebilmiştir.
• Başarısızlıklar güçlüleri yıldırmaz; başarı azmine daha da güç katar.
• Başarı için ısrarla çalışmak, sabırla beklemek gerekir. Ani gelen tesadüfi başarılar, sürekli ve kalıcı olmaz.
• Yönetimde başarılı olmak istiyorsan, halkın işlerini hayırlı insanlara gördür. İş başına idareci olarak başarılı ve becerikli kişileri getir.
• Doğru olan şeyi gördüğü halde yapmamak cesaretsizliktir.

 

 

                     

               Muğla Emirbeyazıt Mahallesi Recai Güreli Caddesi Yazar İşhanı Kat:4 MUĞLA

                      Telefon: 0 (252) 212 51 32 - 214 80 00  &  Faks: 0 (252) 214 80 01

 

Copyright ©1984 Özbilim Dershanesi.com.tr