|
BAŞARI VE
MUTLULUK
Sevgili
öğrenci,
Arzularımız ne kadar
şiddetli ise onları elde etme konusunda da o kadar ısrarcı
oluruz. İsteklerimiz azaldığında, çalışma da azalacaktır.
Başarı, hedeflerimizi ciddiye almamızla doğru orantılıdır.
Başarmanın ilk şartı harekete geçmektir. Elde etmek
istediğimiz şeyler için hemen ilk yapılması gerek şeyler
düşünülür ve uygulama aşamaları planlanır. ÖSS ya da OKS'yi
kazanmak isteyen bir öğrenci için de durum farklı değildir.
BAŞARI VE
SONRASI
Başarılı olmanın tek ve
mutlak ölçüsü yoktur. Örneğin sadece üniversiteyi bitirmek
başarılı olmanın tek yolu değildir. İnsan, yetenekli olduğu
çok değişik alanlarda, severek yapabileceği çeşitli işlerde
kendini ortaya koyabilmişse, yaşamdan zevk alan birisi ise,
başarılı olmuş demektir. Hayatta en büyük amaç mutlu
olmaktır.
Çalışmanızın yönünü
belirlemek ve çalışma isteğinizi sürekli tutmak için
yapmanız gereken en önemli şey; sizi ileride mutlu edecek
yönü belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığınızı bilmeniz
gerekir.
Arkadaşlar, mutluluk ve
başarıyı durup dururken gökten zembille indirip hayat size
bahşetmez. Gayret ve çabanızla o mutluluk ve başarıyı
hayattan sizin almanız gerekiyor. Tabi ki bunu yaparken de
şartları ne ise onlara da uymanız gerekecektir.
VERİMLİ DERS
ÇALIŞMA
Anne, baba ve öğretmenlerin
öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok
çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle
olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak
görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması
istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak"
değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve
bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.
Verimli ders çalışma
yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu
alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir.
Öğrenci buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan
ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini
yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz
alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu
alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir.
Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya,
olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar
sürdürülmelidir.
DERS ÇALIŞMA
KONUSUNDA YANLIŞ TUTUMLAR
Ders çalışma konusundaki en
yaygın yanlış tutumlar ise şu biçimlerde göze çarpmaktadır:
• Amaçsız çalışma
• Evin değişik yerlerinde çalışma
• Yatarak, uzanarak çalışma
• TV karşısında ya da sesli ve sözlü müzikle çalışma
• Kaynaklardan yararlanmama
• Derslerden korkma, anlayamadığı dersi bırakma
• Derslerle ilgili önyargılar
• Gözlerinizi yapamadıklarınıza çevirmek
• Zorlanılan derslerin dışlanması
• Aşırı kaygı (güvensizlik)
• Çalışma anında hayallere dalmak
• Motivasyon noksanlığı, isteksizlik
• Günlük ayrıntılara boğulmak
• Çalışmayı tamamlamadan bırakmak
• Arkadaşlara HAYIR diyememek
• Televizyona takılıp kalmak
• Dersler, konular hakkında yetersiz bilgi sahibi olmak
• Düzenli tekrarlar yapmamak
• Plansız programsız çalışmak
• Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak
• Zamanı denetleyememek
• Çevrenizin sizden beklentilerinin yüksek olması
• Sınav bilgi ve tekniklerini yeterince bilmemek
• Çalışma anında uygun dinlenme aralıklarını vermemek
• Çözümlenemeyen ailevi veya kişisel sorunlariçinde
boğulmak.
Eğer yukarıdaki
alışkanlıklarınız varsa büyük ölçüde ders çalışma konusunda
yanlış tutumlara sahipsiniz demektir. Bu yüzden aşağıdaki
ders çalışmanın verimli yöntemlerini dikkatle izlemeniz ve
uygulamanız gereklidir.
BİR HİKÂYE
GÖRMEK İÇİN GÖZ ŞART DEĞİL
Adamın biri, ilk defa
gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol
kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka
koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki
fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa
gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl
anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye
gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam. Bunların parktan değil de bir tek
ağaçtan gelmediği ne malum?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış
çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz
derin nefes alırsınız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin
kokusunu da duyarsınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra,
cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş
onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden
anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok
özledim ki... Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru
yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden
daha iyi gördüğün...
-------------------------------------------------------------------------
Paranı ver, gönlünü ver,
selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE
SAYMA!
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiçbir zaman
BOŞ VERME!
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama
BÖLÜCÜ OLMA!
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama
KENDİNİ BEĞENME!
Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama
KİN BESLEME!
Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama
İHANET ETME!
Hedefe koş, yardıma koş ama
ORTAK KOŞMA!
Mevlana
-------------------------------------------------------------------------
ETKİLİ DERS
ÇALIŞMA İÇİN NELER YAPILMALIDIR?
I-AMAÇLARINIZI
BELİRLEYİNİZ
Her çalışma bir amaca
yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü
öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs.
olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan
kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek,
okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen
uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.
Amacınızı netleştirmek için
şu soruları kendinize sorun:
• Nasıl bir gelecek
istiyorum?
• Hangi üniversitede okuyacağım?
• Mesleğim ne olacak?
• Beş-on yıl sonra kendimi nasıl hayal ediyorum?
Gerçekleştiremeyeceğiniz hedeflerle zamanınızı boşa
harcamayı ve yutabileceğiniz lokmalar yiyin.
II- PLANLI
ÇALIŞINIZ
Birden çok iş ya da ders
üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe
başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için
karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız
"evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca
söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden
çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her
birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan
herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve
verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza
neden olacaktır.
Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman
yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar
Vermekle" ortadan kalkar. İşte, çalışmada plan; "nasıl", "ne
zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.
Öğrenciler, günlük ve
haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;
1) Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
2) Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
3) Sınav tarihlerini,
4) Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
5) Planlarına aldıkları; ancak çeşitli nedenlerden ötürü
zamanında yapamadıkları çalışmalarını ne zaman
tamamlayacaklarını,
6) Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma,
sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne
zaman yer vereceklerini göstermelidirler.
Günlük çalışma
çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme,
dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş
olmalıdır.
Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz
hisseden öğrenci, çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir.
Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği
yapmalıdır.
ÖYLEYSE DERS
ÇALIŞMA PROGRAMI;
• Zamanı etkin bir şekilde
kullanmanızı,
• Neye nereden başlayacağınıza karar vermenizi,
• Bilgilerinizi ne kadar özümsediğinizi görmenizi,
• Ne zaman dinlenip, ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi
sağlar.
• Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştırır.
• Güven ve motivasyon sağlar.
• O gün öğrenilen konuların tekrarını yapmanızı ve
testlerini çözmenizi,
• Ödevlerinizi tamamlamanızı,
• Bir gün sonra işlenecek konuların önhazırlığını
yapabilmenizi sağlayacaktır.
DERS PLANINIZ
NEDEN BOZULUR?
• Amaçlarınız net değilse
• Bilgi eksikliklerinizi giderememişseniz
• Özel işleriniz daha fazla vaktinizi alıyorsa
• Çalışmaya karşı motivasyonunuz yoksa ve çalışmayı sürekli
erteliyorsanız, Ders çalışma planınızı gözden
geçirmelisiniz.
BİR HİKÂYE
ISRAR VE METOT
İnsanın bazı eksiklerinin
nasıl bir avantaj haline gelebileceğini anlatan güzel bir
öykü bu.
Japonya'da bir çocuk 10 yaşındayken bir trafik kazası
geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir
ideali varmış, büyüyünce iyi bir judo ustası olmak
istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle birlikte bu hayali de
yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören
babası, belki bir ümit ışığı olabilir düşüncesiyle
Japonya'nın ünlü bir Judo hocasına gidip, çocuğunun durumunu
anlatarak yapılacak bir şey olup olmadığını sormuş.
Judo hocası "Çocuğu getir bakalım" demiş. Ertesi gün baba
ile oğul çıkmışlar hocanın karşısına. Hoca çocuğu şöyle bir
süzmüş ve "Tamam" demiş. "Yarın çocuğun eşyalarını getir,
çalışmalara başlıyoruz."
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş
ve "Bu harekete çalış" demiş. Çocuk bir hafta aynı hareketi
çalışmış. Sonra hocasının yanına gidip, "Bu hareketi
öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş.
Hocanın cevabı "Çalışmaya devam et." olmuş.
2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.
Bu bir yıl boyunca da hep o aynı hareketi tekrarlamış.
Hocanın yanına tekrar gitmiş.
- Hocam bir yıldır aynı hareketi çalışıyorum. İyi de
yapıyorum. Bana yeni bir hareket göstermeyecek misiniz?
- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni
harekete geçeceğiz.
2 yıl, 3 yıl derken çocuk hocasının nezaretinde 5 yılını
doldurmuş. Bir gün hocası çocuğun yanına gelip, - Hazır ol.
Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın demiş.
Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de Judoda bildiği
tek bir hareket var. Ünlü Judocuların katıldığı turnuvada
hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına
saygısından dolayı da ses çıkarmamış.
Turnuvanın birinci günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış.
Rakibine bildiği o tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken
ikinci, üçüncü maç... çeyrek final, yarı final ve umulmadık
bir biçimde finale katılmaya hak kazanmış.
Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yıldır
yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Rakip, judoda tam bir üstat.
Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.
- Hocam, hasbelkader buraya kadar geldik. Rakibime bir bakın
hele, yılların şampiyonu. Ben de ise bir kol eksik ve
bildiğim tek bir hareket var. Bu kadarı bana yeter. Çıkıp da
rezil olmayayım. İzin verin turnuvadan çekileyim.
- Olmaz. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çocuk çaresiz çıkmış müsabakaya ve maç başlamış. Delikanlı
yine o bildiği tek hareketi yapmış ve bir hamlede rakibini
yere sererek şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının
yanına koşmuş.
- Hocam, nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim
tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?
- Bak oğlum, ilk olarak, 5 yıldır aynı hareketi
çalışıyorsun. O kadar çok çalıştın ki yeryüzünde o hareketi
senden daha iyi yapan kimse yok. İkinci olarak da, o
hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de,
rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.
-------------------------------------------------------------------------
NE OLURSAN
EN İYİSİ OL
"Dağ tepesinde bir çam
olamazsan, vadide bir çalı ol; Fakat oradaki
en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver;
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol;
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Cadde olamazsan patika ol;
Güneş olamazsan yıldız ol;
Kazanmak veya kaybetmek ölçü ile değil;
Sen her neysen, onun en iyisi ol."
Douglas MALLOCH
-------------------------------------------------------------------------
O HALDE NE
YAPMALIYIZ?
Amacınızı açık ve net bir
şekilde tanımlamalısınız.
Çalışma planınızı o günün derslerine, koşullarına ve
ihtiyaçlarına göre artırabilir veya azaltabilirsiniz.
Çalışma sürelerinin uzunluğunu, derslerin özelliklerine göre
düzenlemelisiniz.
Planınız ani durumlarda, çalışmanın değişik saatlere
kaydırılmasına olanak verebilecek şekilde hazırlanmalıdır.
Hangi dersin hangi konusunda nasıl bir çalışma yöntemi
izleyeceğinizi açıkça belirleyin. Öğrenmek için konu
çalışmaya mı, konudaki bilgilerinizi hatırlamak için tekrar
yapmaya mı, yoksa pekiştirmek ve hız kazanmak için test
çözmeye mi ihtiyacınız var?
Tüm bunları önceden planlayarak çalışma masanıza oturun!
Yapacağınız planda hangi günlerde hangi konuların
çalışılacağı, tekrar edileceği veya test çözüleceğini
belirleyebilirsiniz.
Planınızı o günkü veya ertesi günkü derslerinize veya
sınavlarınıza göre ayarlayabilirsiniz.
III- ZAMANI
VERİMLİ KULLANINIZ
Öğrenciler, bedensel,
zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri
bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin
isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka
öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk
yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir
ders ya da konu içinde ayrılacak süre, öğrenciden öğrenciye
değişir. Her öğrenci, zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme
koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda
dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Çalışacağınız dersleri planlarken, okuma yolu ile
öğrenilecek tarih, edebiyat gibi derslere çalışmanın başında
yer vermek yararlı olur, böylece zihin yorulmadan yoğun
okuma gerektiren konular daha iyi anlaşılır.
Çalışmalarınızda çeşitliliğe yer verin, uzun saatler boyu
tek bir ders çalışmak yerine, bu zamanı bloklar halinde
değişik derslere ve konulara ayırın.
Çalışacağınız dersleri belirlerken, sürekli olarak
çalışmaktan kaçındığınız ders varsa çalışmaya ondan
başlamalısınız!
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından
eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak bu süre
gereğinden fazla olmamalıdır.
BİR HİKÂYE
ARKADAŞLIK
Kötü karakterli bir genç
varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
"Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu
tahta perdeye bir çivi çak." demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki
haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen
her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç
çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden
tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:
"Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün
için tahta perdelerden bir çivi çıkart."demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi
kalmamış. Babası ona:
"Aferin iyi davrandın, ama bu tahta perdeye dikkatli bak,
çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel
olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü
kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik
gibi aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir
mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir, sen ihtiyaç
duyduğunda sana yardımcı olur, seni dinler, sana yüreğini
açar." demiş.
IV- VERİMİ
AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ
Çalışmaya başlamadan önce,
yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku,
öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı
tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üstündeki fiziki
şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi), acelecilik, telaş, araç
ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince
giderilmesi gerekir.
DERS ÇALIŞMA
SORUNLARI
Çok sayıda öğrenci, ders
çalışma ile ilgili yakınmalarını ve sorunlarını sık sık dile
getirir. Bunlardan bir kısmı ders çalışmaya başlamakta
güçlük çektiğinden, bir kısmı çalışmayı sürdüremediğinden
şikâyetçidir. Yapılan araştırmalara göre ders çalışma
konusundaki sorunlar başlıca şu nedenlerden
kaynaklanmaktadır:
1) Öğrencinin küçük yaştan
itibaren çalışma alışkanlığı edinememiş olması
2) Yanlış çalışma alışkanlıkları
3) Temel bilgi eksikliğinden dolayı dersleri anlayamama
4) Kendine güvensizlik, olumsuz duygu ve düşünceler
5) Ailevi sorunlar
Yukarıda sıralanan nedenler
gerçekten hayatımızı etkileyecek ciddi sebeplerdir. Bunlarla
ilgili en kısa zamanda okulumuzun veya dershanemizin
rehberlik servisinden yardım almamız gerekmektedir.
V- UYGUN BİR
ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ
Çalışma yerinin seçimi çok
önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın, elden geldiğince
sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel
sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin
sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı,
elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışılmalıdır.
Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin
toplanmasını güçleştirecek, öğrencinin çalışmak için daha
çok zaman yitirmesine neden olacaktır.
Işık, ısı, gürültü seviyesi
Çalışmaya başladığınızda çalışma alanınızı
gölgelendirmeyecek, normal ışıklandırılmış bir odanızın
olması iyidir. Masa lambası daha da iyi olabilir. Çalışma
yerinizin sürekli gürültü alan bir yer olmamasına dikkat
ediniz.
Dik oturma
(enerji ve dikkat toplama mesajı verir)
Dik oturma aynı zamanda bir ciddiyet mesajıdır. İşin
önemsenmesini, dersin daha yoğun bir istekle çalışılmasını
anlatır bize.
Çalışma köşesi
Çalışma köşesinde sadece ders çalışılmalıdır. Hayal bile
kurulmamalıdır. Hayal kuracaksak başka bir yer
kullanmalıyız. Böylece orası bize sadece dersi ve ders ile
gelecekte elde etmek istediğimiz güzellikleri
hatırlatacaktır. Hep aynı yerde çalışın ve mecbur kalmadıkça
bu yeri başka bir iş için kullanmayın.
• Çalışmaya başlamadan önce;
Gerekli malzemeler hazırlanmalıdır; fakat bu hazırlığı ders
çalışma hevesimizi azaltacak bir yorgunluğa çevirmemeliyiz.
Kısaca hemen derse oturup düzenlemek istediklerimizi
dinlenme aralarında yapmalıyız.
• Ders çalışırken müzik
dinlenir mi?
Beynimiz gerçek anlamda sadece bir işin takibini yapabilir.
Dolayısı ile hem ders çalışmak hem de müzik dinlemek ya da
TV izlemek doğru değildir.
• Dersiniz bitmeden önce;
Çalışma isteğiniz azalmışsa dersinize son vermeyin! Daha
küçük çalışma hedefleri belirleyin ve buna uyun. 5 sayfa
daha okuyup kalkarım gibi...
Daha sonra kısa bir süre çalışma yerinden ayrılın.
• Çalışma sırasında;
Çalışırken, kendinize küçük ödüller koyun, ilgi ve
dikkatinizin azaldığını fark ettiğinizde, okuduğunuz konuyu
bitirince, hoşlandığınız bir işi yaparak kendinizi
ödüllendireceğinize söz verin. Çalıştığım bölümü bitirince
bir meyve yerim gibi...
Ödülde dikkat edilmesi gereken 2 nokta önemlidir:
a) Çalışmayı bitirmeden ödülünüzü almayın.
b) Zaten yapacağınız bir şeyi ödül olarak seçmeyin.
Okuduklarınızı kendi kelime ve cümlelerinizle ifade etmeniz,
konulardan özetler, sorular ve cevaplar çıkarmanız öğrenmeye
aktif olarak katılmayı ve daha etkin öğrenmeyi sağlar.
Çalışırken kendinizi, sınav
hazırlayacak kişinin yerine koyup "ben bu konudan soru
hazırlayacak olsam, ne sorardım?" diye düşünün. Bu soruların
olası cevaplarını bulmanız konuyu özümsemenizi sağlar.
Şimdi şöyle bir soru geliyor
aklımıza:
Sınav öncesinde
çalışmak doğru mu?
Doğru değil.
Ama neden?
Çünkü, ÖĞRENME =
Anlamak+Hatırlamak+Uygulamak
aşamalarından oluşur.
Anlaşılan bilgilerin oturması, anlaşılması için zamana
ihtiyaç vardır.
Ayrıca sınav öncesi yapılan çalışma da anlamak için vakit
yoktur. Tam anladığınız noktada bilgiyi hafızanıza geçirmek
için yeterli zamanınız kalmaz.
-------------------------------------------------------------------------
SU, ATEŞ ve
AHLAK
Su, Ateş ve ahlak dostluk
kurmuşlar;
dolaşırlarken merak etmeye başlamışlar.
Suya sormuşlar, "Kaybolursan seni
nasıl bulacağız?"
Yanıt, "Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben
oradayım."
Ateşe, "Seni yitirirsek ne yapalım?"
Ateş, "Bir duman gördüğünüz yerde ben varım."
Sıra ahlaka gelince, yanıt şu olmuş:
"Beni kaybederseniz, bir daha kesinlikle bulamazsınız!"
-------------------------------------------------------------------------
BİR HİKÂYE
KARTAL NE ZAMAN ÖLÜR?
Bu, bir kartal yumurtası
bulup onu kır tavuklarının yuvasına koyan genç bir Amerikan
kızılderilisinin hikâyesidir.
Kartal yumurtadan çıkar civcivlere katılır. Tabii muhteşem
renkleri, iri ve güçlü kanatlarıyla diğerlerinden farklıdır;
ama diğer tavuklardan biri olduğuna inanarak büyür.
Pislikleri eşeler, tohumları gagalar, gıdaklar, birkaç
santim zıplayıp yeni bir şey gagalamak için kanatlarını
döver. Çünkü tavuklar böyle yapıyordur.
Bir gün gökyüzüne bakar ve inanılmaz bir yetenekle yelken
uçuşu yapan muhteşem bir kuş görür. "Ne güzel bir kuş !
Nedir bu?" diye sorar.
"O bir kartal, " cevabını verir tavuklardan biri, "bütün
kuşların reisi. Ama aklına getirmeye bile kalkma, asla onun
gibi uçamazsın."
Sonunda kartal bir kır tavuğu olduğunu düşünerek ölür.
VI- DİKKATİNİZİ
UYANIK TUTUNUZ
İnsanda dikkat her an
vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde
toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu,
dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli
yerlerde çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda
çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli
araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini
18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri
bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir
çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici
yöntemlerdir.
VII- DERSE
HAZIRLIKLI GELİNİZ
Başarılı olmanın yollarından
biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır.
Derslerde sürekli edilgen durumda kalan öğrencilerin işlenen
konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce,
o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu
sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni
kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay
anlarlar. Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse
işlenen konular gözden geçirilirken, anlamakta zorluk
çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular
hazırlanıp, derste öğretmene sorulmalıdır. Öğretmenlerin
derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri
daha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.
VIII- NOT
TUTUNUZ
Öğrencilerin büyük bir kısmı
not tutma tekniğini bilmemektedir.
Not tutarken;
1) Anlatılanlar öğretmenin
ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
2) Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları
kavranıncaya kadar beklenilmelidir.
3) Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri
kavramaya çalışmakla geçmelidir.
4) Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı
olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlar da alınmalıdır.
5) Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda
vardır.
6) Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir.
Önce müsvedde yapma, sonra temize çekilme yoluna
gidilmelidir.
BİR HİKÂYE
YOLUMUZDAKİ ENGELLER
Eski zamanlarda bir kral,
saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş,
kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak?
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar.
Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu
kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi
alıyor; ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü
çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki
küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına
sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı.
Ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden
sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin
durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın
notu vardı içinde. "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye
aittir." diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders
almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek
bir fırsattır."
IX- ARAÇ-GEREÇ
VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ
Öğrenci, herhangi bir
konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar başvurursa,
öğrenme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok
genişleyecektir.
Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik,
harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar
sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek
o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadır.
X- VERİMLİ
OKUYUNUZ
Okuma, öğrenmenin en temel
yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı
okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan
kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 -
250 sözcüktür. Bu hız, okunulan yazının niteliğine ve
okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek
amacıyla bir hikâye veya roman okurken okuma hızı oldukça
yüksek olabilir. Ama okuma, yorum yapma, eleştirme özet
çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır.
Hızlı okumanın en önemli yolu sessiz okumadır. Sessiz okuma,
hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve
anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma
çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi
şeylerle işe başlamalı, giderek boş zamanları okuyarak
değerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.
-------------------------------------------------------------------------
BÜYÜK OLMAK
İÇİN
Büyük olmak için
kimseye iltifat etmeyeceksin.
Hiç kimseyi aldatmayacaksın.
Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe
yürüyeceksin.
Herkes senin aleyhinde bulunacaktır.
Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır.
Fakat sen buna karşı direneceksin.
Önüne sonsuz engeller de yığılacaktır. Kendini büyük değil
küçük, zayıf ve araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım
gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın.
Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere
güleceksin.
M. Kemal ATATÜRK
-------------------------------------------------------------------------
BİR HİKÂYE
İBN-İ SİNA NASIL MATEMATİKÇİ OLDU?
Büyük Türk Bilgini İbn-i
Sina ünlü bir tıpçı olduğu gibi matematik sahasında da çok
bilgiliymiş. Daha çocukken babası onu matematiğe özel
hassasiyet gösteren bir okula yazdırmış.
Ama İbn-i Sina bu okulda cebir ve geometriyi bir türlü
becerememiş. Bunun üzerine okuldan kaçmış. Babasından
korktuğu için ve eve de dönemediğinden yoldan geçmekte olan
bir kervana katılıvermiş. Kervanın ilk konakladığı yerde,
kervancı başı yolcuların en küçüğü olan İbn-i Sina'yı su
getirmesi için civardaki bir kuyuya göndermiş. İbn-i Sina,
sapına ip bağlı kova ile kuyudan su çekerken, ipin
sürtündüğü taşı kestiğini görmüş. Kendi kendisine, BU NASIL
OLUR, İP TAŞI NASIL KESER? diye sormuş.
AZICIK DÜŞÜNDÜĞÜNDE İPİN ÇOK UZUN ZAMANDIR KUYUDAN HER SU
ÇEKİLİŞİNDE AYNI YERE SÜRTÜNE SÜRTÜNE TAŞI KESEBİLECEĞİNE
KARAR VERMİŞ.
Sonradan adı asırlarca tıp dehası olarak anılacak olan İBN-İ
SİNA "MADEM BU İP GİDİP GELMEKLE TAŞI BİLE KESİYOR, NİYE
BENİM AKLIM DA AZİM VE GAYRETLE ÇALIŞTIKTAN SONRA CEBİRİ VE
GEOMETRİYİ KESMESİN?" demiş ve kovayı da kervanı da
bırakarak hemen okuluna geri dönmüş.
XI- ARALIKLI
TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ
Öğrenilenler zamanla
unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır: Bunlardan
biri öğrenilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de
aralıklı olarak tekrar etmektir. Öğrenciler öğrendiklerini
yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını
görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive
olacaklardır.
Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir
taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da
sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.
Maddeler halinde belirtirsek, düzenli tekrar sayesinde;
• Konu daha kolay anlaşılır.
• Anlaşılmayan konular için zaman kazanılır.
• Anlaşılan konuların hafızaya aktarılması sağlanır.
• Bir sonraki bilgilerin daha kolay anlaşılması sağlanır.
• Bilgilerin beynimizde sindirilmesi sağlanır.
• Sınava daha az kaygılı gireriz.
• Öğrenmek için öğrenmiş oluruz. Özellikle ara sınıflarda
sınav gecesi çalışma, günü kurtarmak ve geçer not almak için
yapılır.
Çalıştığınız bilgilerin uzun
süreli hafızaya kodlanabilmesi için mutlaka tekrar
yapmalısınız.
Sistemli tekrarın en önemli
özelliği ÖĞRENME, DÜŞÜNME VE HATIRLAMA konusundaki birikim
sağlayıcı etkidir.
Düzenli tekrar sayesinde;
• Zamandan kazanmak için her şeyi tekrarlamak yerine konunun
önemli kısımlarını tekrarlamayı, • Bilgiler arasında anlamlı
bağlar kurabilmeyi, konunun ilginç yönlerini
araştırabilmeyi, konu üzerinden semboller çıkartarak
kodlamayı veya gözümüzde canlandırabilmeyi, • Konular
arasında mantıksal çıkarımlarda bulunarak veya neden - sonuç
ilişkileri kurarak çalıştıklarınızın kalıcı olmasını
sağlayabilirsiniz.
Bunun yanı sıra;
• Nasıl ve niçin öğrendiğinizi ne öğrendiğinizle
birleştirin.
• En iyi öğrenebildiğiniz zamanı ve ortamı keşfedin.
• Bir şeyi öğrenirken tüm duyularınızdan yararlanın.
• Şimdiyi değil, geleceği düşünün! Bu size heyecan
verecektir!
OKUL
DERSLERİNDE YÜKSEK BAŞARI
DERSTEN
ÖNCE UYULMASI GEREKEN İLKELER
• Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı
hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır.
• Çalışma metodunu, dersin özelliğine göre seçmelidir.
(Okuma, not tutma, anlatım, tümdengelim, tümevarım gibi)
Sayısal dersler çalışılırken mutlaka yazarak çalışma metodu
uygulanmalıdır.
• Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda
bir masa üzerinde yapılmalıdır.
• Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular
arasında önemli önemsiz ayrımı yapılmamalıdır.
• Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce
hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı
olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem
de dikkatin dağılmasına neden olur.
• Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi,
problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra
çalışmaya başlamalıdır.
• Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı; bu aralıklar da dinlenme,
gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir.
• Çalışılan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş
konular gözden geçirilmelidir.
• Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren
anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli, gerekirse renkli
kalemle altları çizilmelidir.
• İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan
yerler tespit edilerek derse girilmelidir.
• Ders çalışılırken motive olunmalı, televizyon karşısında
veya yatarak çalışmanın etkinliği azaltacağı
unutulmamalıdır.
• Düzenli bir defter tutma alışkanlığı kazanılmalı. Tükenmez
kalem yerine kurşun kalem kullanmaya özen gösterilmelidir.
• Çalışırken bir konuyu ezberlemek yerine o konuyu anlamaya
ve problemin çözümüne yönelik bir öğrenme seçilmelidir.
• Anlatım dersinin arkasından sayısal (matematik, fen
bilgisi gibi) bir ders çalışılmalıdır.
• Sabah kahvaltısı yapılarak okula gidilmesi, aksi takdirde
ders dinleme dikkatinin azalacağı unutulmamalıdır.
DERS ESNASIDA UYULMASI GEREKEN
İLKELER
• Sınıfta dersler iyi dinlenmeli, ders sırasında başka
şeylerle meşgul olunmamalı, öğrenci anlamadığı yeri
öğretmenine anında sormalıdır.
• Öğretmen, dersi anlatırken üzerinde durduğu noktalar ve
sınıfa yönetilen sorular not edilmeli ve sonra
çalışılmalıdır.
• Tahtaya yazılan bilgiler ve problem çözümleri dikkatli bir
biçimde deftere geçirilmeli ve kontrol edilmelidir.
• Derslerde devamsızlık yapılmamalı, eğer zorunlu olarak
yapılmışsa o dersteki konu,arkadaşlardan öğrenilmelidir.
Unutulmamalıdır ki bir sonraki konunun öğrenilmesi bir
önceki konunun bilinmesine bağlıdır.
• Sınavlarda soruların cevaplarına geçilmeden önce cevaplar
zihinsel tasarlanmalı, kâğıtlar verilmeden önce mutlaka
kontrol edilmelidir.
DERSTEN SONRA UYULMASI GEREKEN
İLKELER
• Bütün dersler işlendikçe çalışılmalı, konular
biriktirilmemelidir.
• Dersler tekrar edilirken, anlaşılmayan konular tespit
edilmeli, bir sonraki derste öğretmenine sorularak
öğrenilmeli. Sorarak öğrenilenlerin unutulmayacağı hatırdan
çıkarılmamalıdır.
• Sayısal dersler çalışılırken sınıfta öğrenilen çözüm
yollarının yanı sıra başka çözüm yollarının da olup olmadığı
kaynak kitaplardan araştırılmalı, özellikle örnek çözümler
çoğaltılmalıdır.
• Zor anlaşılan konulara en verimli çalışma saatleri
ayrılmalıdır.
BİR HİKÂYE
YANKI
Bir adam ve oğlu ormanda
yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlanın ayağı yere takılıp
düşüyor, canı yanıp "AHHHHH" diye bağırıyor. İleride bir
dağın tepesinden "AHHHHH" diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
Merak ediyor ve "SEN KİMSİN?" diye bağırıyor. Aldığı cevap
"SEN KİMSİN?" oluyor. Aldığı cevaba kızıp "SEN BİR
KORKAKSIN" diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses "SEN BİR
KORKAKSIN" diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp, "BABA NE OLUYOR BÖYLE?" diye soruyor.
"OĞLUM" diyor adam, "DİNLE VE ÖGREN!" ve dağa dönüp "SANA
HAYRANIM" diye bağırıyor.
Gelen cevap "SANA HAYRANIM!" oluyor.
Baba tekrar bağırıyor, "SEN MUHTEŞEMSİN!"
Gelen cevap ; "SEN MUHTEŞEMSİN!"
Oğlan çok şaşırıyor; ama halen ne olduğunu anlayamıyor.
Babası açıklamasını yapıyor, "İnsanlar buna "Yankı" derler;
ama aslında bu "Yaşamdır."
"Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam,
yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi
istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde,
daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı
duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha
sabırlı olmayı öğren.
Bu kural, yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için
geçerlidir. Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada
bir yansımasıdır."
YAŞLI MARANGOZ
Yaşlı bir marangoz sonunda
emekliye ayrılmaya karar vermişti. Patronuna emekli olma ve
geniş ailesiyle birlikte vakit geçirerek daha huzurlu ve
telaşsız bir hayat sürme planından bahsetti. Maaşının
azalacağını biliyordu, ama yinede emekli olmak istiyordu.
Patronunu temin ediyordu, "geçinebilirdi."
Patronu iyi bir işçisini
kaybetmekten dolayı üzgündü ve ona ayrılmadan önce gönlünce
bir ev inşa edip edemeyeceğini sordu. Marangoz "tamam" dedi,
ama patronun marangozun işi gönülsüzce yaptığını görmesi
fazla zaman almadı. Acele ediyor, baştan savıyor ve kötü
malzeme kullanıyordu. Kariyerini noktalamak için talihsiz
bir yol seçmişti.
Marangoz inşaatı
bitirdiğinde, işveren evi teftiş etmeye geldi. Ama adamın
yaptığı evi kontrol etmek yerine, ona sokak kapısının
anahtarını verdi. "Bu senin evin, " dedi, "onca yıl süren
hizmetinin karşılığı olarak sana böyle bir hediye
veriyorum."
Bugünkü yaşamınız, büyük
ölçüde geçmişte aldığınız tutumların ve yaptığınız
seçimlerin sonucudur. Ve yarınki yaşamınız da bugün
alacağınız tutumların ve yapacağınız seçimlerin sonucu
olacaktır.
Her şey size bağlı.
OKUYUN,
BAŞARIN!
• Başarının önündeki en
büyük engel, yılgınlık ve kararsızlıktır.
• Azimli ve kararlı olmak, başarının temel şartıdır.
• Başarısızlıktan ders almayı bilenler, başarıya, her
başarısızlıkla biraz daha yaklaşmış olurlar.
• Gençler! Mutluluk ve başarıyı, hayat size vermez. Gayret
ve çabanızla o mutluluk ve başarıyı, hayattan sizin almanız
gerekir.
• Başarısızlıklar, insanın moralini bozmamalı, ümidini
kırmamalı. Bilakis, yeniden başlamak, tekrar çalışmak ve
hatalarını düzeltmek için taze bir zevk ve gayret vermeli, •
İnsan bedenen yaşlansa bile, imanıyla, ümitleriyle, şevk ve
gayretleriyle genç ve
dinç kalmaya devam edebilir.
• Başarılı olmak için mutlaka üstün zekâlı, dahi yaratılışlı
olmak gerekmemektedir. Ama zamanı iyi kullanmayı bilmek, boş
vakitleri iyi değerlendirmek vazgeçilmez şarttır.
• Hiçbir zafere, çiçekli yollardan gidilmez. Başarıya giden
yolda, ter vardır, sıkıntı vardır, yorgunluk vardır, yüksek
bir irade vardır.
• Çalışmak bizi can sıkıntısından, kötü alışkanlıklardan ve
yoksulluktan kurtarır.
• Hayatta sertlikle elde edilen hiçbir başarı, kalıcı
olmamıştır. Ancak sevgi ve yumuşaklıkla sağlanan başarılar,
devam edebilmiştir.
• Başarısızlıklar güçlüleri yıldırmaz; başarı azmine daha da
güç katar.
• Başarı için ısrarla çalışmak, sabırla beklemek gerekir.
Ani gelen tesadüfi başarılar, sürekli ve kalıcı olmaz.
• Yönetimde başarılı olmak istiyorsan, halkın işlerini
hayırlı insanlara gördür. İş başına idareci olarak başarılı
ve becerikli kişileri getir.
• Doğru olan şeyi gördüğü halde yapmamak cesaretsizliktir.
|