MUĞLA ÖZBİLİM DERSHANESİ " Başarının Adı "

OKS SBS
ÖSS YDS

    

MENÜ

  Atatürk Köşesi

  Kurucularımız

  Öğretmen Kadromuz

  Eğitim Anlayışımız

  Gruplarımız

  Etütlerimiz

  Öğrenci Kayıt

  Deneme Sınavlarımız

  OKS  Derecelerimiz

  ÖSS Derecelerimiz

  Yayınlarımız

  Dökümanlar

  Foto Galeri

  İnsan Kaynakları

  Basında Biz

  Ziyaretçi Defteri

  İletişim


MEB HABER BANTI

 

İNTERNET REHBERİ

   
   
   
   
   
   
   
   

OKS SAYAÇ

 

Sınav Kaygısı                      

SINAV KAYGISI

SINAV KAYGISI

Kaygı; üzüntü, tasa, sıkıntı, endişe demektir.
Sıkıntı; değişik nedenlerden kaynaklanan ruhsal yorgunluk anlamına gelmektedir.
Tasa; keder, gam, kaygı, tedirgin edici durumdur.

Endişe ise tasa, korku ve kaygı anlamlarını karşılar.

KAYGILI ÖĞRENCİ TİPİ
Kaygılı öğrenci, çabuk üzülür, çabuk heyecanlanır. Hep gergin ve tedirgindir. Duygusal ve içlidir. Her şeyi büyütür, küçük şeyleri kendine dert eder. Sınavlarda heyecanlanır, sararır, solar, terler. Tırnaklarını yiyebilir, elleriyle oynar, kız öğrenciler saçlarıyla oynar.

Sınavlara hazırlanan öğrencinin, sınavlar yaklaştıkça bu heyecanı artıyor, öğrenci kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyor; ağlama duygusu gibi durumları sıkça yaşıyorsa sınav kaygısı duyuyor demektir.

Kaygılı öğrenci sevecendir, acıma duygusu gelişmiştir. Kendisi gibi aile bireyleri için de üzülür. Arkadaş ilişkileri iyidir. Arkadaşları tarafından genel de sevilir. Kurallara özen gösterir. Eleştiriye  hazırlıksızdır, beğenilmek  ister.

Sürekli tedirgin olup, duygusal tepkileri abartılıdır. Nedenini bilmediği korkular çeker.  Ailesine bağımlıdır. Ailesinden sürekli destek bekler. Uykusu düzensizdir.

Sınav kaygısı duyan öğrencilerin düşünceleri
Acaba sınavı kazanabilecek miyim? Arkadaşlarım kazanır da ben kazanamazsam, onların arasında nasıl dolaşırım ?
Annem babam yemedi yedirdi, giymedi giydirdi, benim için her şeyi yaptılar. Bütün ümitlerini bana bağladırlar. Kazanamazsam onların yüzüne nasıl bakarım?
Daha hazır değilim, vakit de çok kısaldı, sınavı düşündükçe ruhum daralıyor, içim sıkılıyor, ne yapabilirim ki ?
Kafamı toplayamıyorum, okuduklarımı anlayamıyorum, galiba sınavı kazanamayacağım, çalışmak istediğimde bu düşünceler akla geliyor ve çalışamıyorum, ne olacak benim halim ?

Bu ve buna benzer düşüncelere kapılan kaygılı öğrenci bu durumdan olumsuz etkilenir. Öğrencinin kendisine olan güveni sarsılır. Bu düşünceler her zaman aynı yoğunlukta olmaz. Bazen azalır, bazen artar.

Kaygılı öğrenci bu düşünceleri kendi kendine sürekli olarak zihninde tekrarlar ve yorumlar. Bu durum da kaygısını artırır. Yani susadıkça deniz suyu içen bir insan gibi olur.

Kaygılarının gerçekleşeceği zannına kapılır ve ders çalışmak istediğinde uykusu gelir, bu işi başaramayacağı endişesi ile çalışmaktan da soğuyabilir. Daha sonraları öğrendiklerini hatırlayamaz, bazı bildiklerini karıştırmaya başlar, yanlışları çoğalır.

Genelde kalp atışlarının hızlanması, yüzde kızarma, avuç içinde terleme, baş ağrıları, baş dönmeleri, mide kasılmaları, titreme, güvensizlik gibi fiziksel değişikliklere sebep olan sınav kaygısından öğrenci en kısa zamanda kurtulmalıdır.

Sınav kaygısı
Yapılan araştırmalar öğrencilerin iki alanda aşırı kaygı duyduklarını göstermiştir:
• SINAVA HAZIRLIK
• SINAV SONUCU

Sınavlara hazırlıkla ilgili kaygılar:
• Sınava  yeteri kadar hazırlanabiliyor muyum ?
• Yaptıklarım yeterli mi ?
• Eksikliklerimi nasıl giderebilirim ?
• Neden başkaları gibi çalışamıyorum ?
• Acaba hazırlanma yöntemim doğru mu ?
• Başkaları gece çalışıyor. Ya ben ?
• Okul dersleriyle sınavlara hazırlığı nasıl yürütebilirim ?

Öğrencilerin bu gibi düşüncelere kendilerini aşırı derecede kaptırmaları, saplantı haline getirmeleri aşırı sınav kaygısına neden olmaktadır.

Hayattan beklediklerinizi sürekli tekrar edin.

BİR HİKÂYE
CİMRİ

Cimrinin biri, rüyasında arkadaşlarına mükemmel bir yemek ziyafeti verdiğini görür. Dehşetle uyanır. Kendini yatakta bulunca geniş bir nefes alır ve uyanır. Kalkar ve oynamaya başlar.
Karısı; "Efendi ne yapıyorsun, çıldırdın mı?" der, cimri: "Aman sus, hanım, çılgınlığımdan değil, sevincimden oynuyorum" der. "Eğer biraz daha uyanmamış olsaydım mahvolmuştum" der.

Henüz gelmemiş bir sınavla ya da bir olayla ilgili kaygı, cimrinin durumuna düşmek değil mi?

SINAV SONUCU İLE İLGİLİ KAYGILAR

Acaba kazanabilecek miyim? Acaba kazanabilecek yeteneğe sahip miyim? İstediğim okulu kazanabilecek miyim? Kazanamazsam ne olur ?

Kazanamazsam; Anne babama ne derim? Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım? Sokağa nasıl çıkarım? Çevrem benim hakkımda ne düşünür?

Öğrenci sınavda bile sınav sonucu ile ilgili kaygıları yoğun bir biçimde yaşayabilir. Sınavda heyecanlanmak sınav sonucunu düşünmekle ilgilidir.
Uzmanlar bu düşüncelerin zihni sınavda bile sürekli meşgul etmesinin kişiyi ciddi boyutlarda kaygıya yönelteceğini söylemektedir.

Yarısına kadar dolu su bardağını gösterip "ne görüyorsunuz ?" dendiğinde: Bazıları yarısına kadar dolu bir bardak, bazıları da yarısına kadar boş bir bardak diyecektir. Bardağın dolu kısmını görenler olumlu düşünenlerdir. Boş kısmını görenler olumsuz düşünenlerdir. 

İyimserlik, öğrenilmiş bir davranıştır ve başarı için çok gereklidir. Bardağın boş kısmını gören öğrenciler çalışma sürecinde ya da herhangi bir durumda bir zorlukla karşılaştıklarında hemen olumsuz düşünmeye başlarlar.

Bardağın yarısını boş görenler, ben bunu başaramam. Zaten okuduklarımdan bir şey anlamıyorum.

Geri zekâlı mıyım ne ? Yanlışım çok çıkıyor. Ne zaman herşey istediğim gibi gidecek ? Bıktım usandım vallahi.

Bu öğrencilerin kendilerine bu şekilde acımasızca davranmaları ve zihinlerini böyle olumsuz düşüncelerle doldurmaları kaygıyı artırır.

Bir öğrenci okula geç kalma endişesi ile sabah kalkacağı vakte saatini kurup yatarsa ve sabah o saatte de yine okula geç kalma kaygısıyla işlerini yavaştan almadan kahvaltısını yapıp evden zamanında çıkarsa bu kaygı onun için faydalıdır.

Çünkü bu kadarlık bir kaygı bu öğrencide sorumluluk duygusunu oluşturmuş ve bu duygu sayesinde yapması gerekeni yapmıştır.

Başka bir öğrenci yine sabah okula geç kalmamak için saati kurarsa, ancak kaygının şiddetinden dolayı buna güvenmeyip sabaha kadar uyuyamazsa, ya sabaha karşı uyuyacak okula gerçekten geç kalacak ya  da okulda uyuyacak, okula gitmesinin amacı olan dersleri dinleyemeyecek, sınavı var ise sınavda uykulu bir hal sergileyecek. Zararlı kaygı, gece uyuyamayan öğrencinin durumuna benzer. 

Birinci öğrenci işi gerçekleştirebilirken ikinci öğrenci aynı işi gerçekleştiremez. Oysa ikisinin hedefi de aynıydı.

Sınava az bir süre kala alışkanlıklarınızı asla değiştirmeyin.

Hiçbir doktorun çantasında mutluluk kadar çabuk ve düzenli etkide bulunabilecek bir ilaç yoktur.

"KAYGI"NIN NEDENLERİ

Ailenin, çevrenin ve okulun beklentileri, olumsuz düşünceler, yaşanmış başarısızlıklar, kendine güvensizlik. Bu gibi sorunlar kaygının başlıca nedenleridir.

Kaygının giderilmesi kaygı belki tamamen giderilemeyebilir; ancak zararlı olamayacak ölçülere çekilebilir. Öncelikle kendinizi tanıyın
Kaygı duyduğunuz alanları tespit edin. Meselâ sınava geç kalma korkusu taşıyan bir öğrenci gerekli önlemleri aldığı zaman geç kalmayacağını düşünerek bu kaygısını yenebilir.

Unutmayalım ki bilinçaltımız her şeyi not eder. Ben başarısızım. Tembelim. Heyecanlıyım. Çok hata yapıyorum. Sınavdan çok korkuyorum. Bu olumsuz düşünceleri aklınızdan geçirmeyin.

Bilinçaltınız olumsuz düşünceleri gerçekmiş gibi algılar. Hani bir kişiye kırk gün deli derseniz deli olur derler ya. Olumsuz düşünerek kendinizi şartlandırmayın. Ben kazanacağım. Ben başaracağım. Ben korkmuyorum. Ben hazırlıklıyım.

Kendinize iyi davranın, değer verin ve olumlu düşünün ve kaygıdan uzaklaşın. Kişi, kaygının kaynağı olan düşüncelerle mücadele etmelidir. Neden böyle düşündüğünü belirlemekle işe başlayabilir. Daha sonra böyle düşünmenin ne faydası olduğunu kendi kendine sorup cevap arayabilir. Son aşamada zihinden geçen bu düşünceleri iyi, olumlu düşüncelerle değiştirmeyi deneyebilir.

Lowel Peacock; "Başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur" der. Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa, başarılarının yarısını gerçekleştirmiş sayılır. İnsanın içinde her zaman iki ses vardır:

Biri felâket tellâllığı yapar.
Diğeri pozitif enerji verir.

Ancak olumlu düşünmek bahane bulmak demek değildir. Olumlu düşünüp gereken çabayı göstermek gerekir. Kendinize güvenin ve kendinize değer verin unutmayınız ki zorluklar başarının süsüdür.

Kendinize verdiğiniz değer ölçüsünde başarılı olur ve kaygınızı yenersiniz. Rakiplerinin isminden korkan bir sporcu ne derece başarılı olabilir. Bir düşünün

Başkalarının sözleri ile kendinizi değerlendirmeyin. "Ne derler, ne düşünürler hakkımda...?" Fiziksel egzersiz ve spor, kaygı düşmanıdır. Kaygı damarlarda daralmaya ve dolayısıyla hücreye giden kanın  ve kanın taşıdığı oksijenin azalmasına neden olur. Bu durum öğrenmeyi de zorlaştırır. Çünkü kaygı sırasında beden kimyasında bulunan bir takım hormonsal hammaddeler, öğrenme işlemi için gerekli olan protein zincirinin kurulmasını engeller.

Nefes egzersizi ve düzenli fiziksel egzersiz bu durumu tersine çevirerek damarları genişletir, hücrelere giden kanın artmasını sağlar, vücutta rahatlamayı sağlayan hormonsal hammaddelerin salgılanmasına kapı açarken kaygıya neden olan hormonsal maddelerin salgılanmasını da önler.

-------------------------------------------------------------------------

HAYATIMIZDA GİRDİĞİMİZ RİSKLER

Gülmek "SAFTIR" denme
riskini göze almaktır.
Ağlamak ise "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak "KENDİNİ
KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek
"SEVİLENİ YİTİRME" riskini...
Duygularını açmak "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini göze almaktır.
Düşüncelerini söylemek ise "DOKUZ KÖYDEN KOVULMA" riskini...
Umutlanmak "HAYAL KIRIKLIĞINA
UĞRAMA" riskini göze almaktır.
Sevmek ise "
KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski
hiç risk almamaktır.
Çünkü Yaşamak
"ÖLME" riskini göze almaktır.

-------------------------------------------------------------------------

BİR HİKÂYE
DENEMEYİ GÖZE ALMA CESARETİ

Kral, maiyetini önemli bir görev için sınamak istemiş. Birçok güçlü ve akıllı adam etrafına toplanmış. Kral onları kocaman bir kapının önüne getirerek şöyle söylemiş: "Siz akıllı insanlar, benim bir sorunum var ve hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Hanginiz bunu açabilirsiniz?"

Saray mensuplarından bazıları açamayız der gibi başlarını sallamış. Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler. Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülemeyecek kadar zor olduğu fikrinde birleşmişler.

Sadece bir vezir, kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş, en sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş.

Kral, vezire şöyle demiş: "Sadece gördüğün ve işittiğine bağlı kalmadan, kendi gücünü devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için saraydaki görevi sen alacaksın."

YOKSUL ÇİFTÇİ

İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çiftçi yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun
babası olarak tanıttı kendini.
''Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum.'' dedi.
Yoksul ve onurlu Fleming ;
''Kabul edemem!'' diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.
''Bu senin oğlun mu?'' diye sordu aristokrat. Çiftçi gururla ''Evet!'' dedi.
Aristokrat devam etti ;
''Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver, iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.''
Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mary's Hospital Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.
Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı? Penisilin!
Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill'di...
Oğlunun adı ise: Sir Winston Churchill.

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığını mutlaka bir gün alırsınız...

NEFES EGZERSİZİ

Nefes ağır ve derinden alınmalıdır. Nefes burunla alınmalıdır. Yavaş alınmalıdır. Hızlı alınırsa burun çeperleri yapışacak, ciğerlerin ortası dolacaktır. Oysa sağlıklı nefeste ciğerlerin tamamı dolmalıdır. Nefes alırken aralar verilmelidir. Sık sık nefes almak beyin merkezinde karbondioksit miktarını artırır. Bedeni kontrol etmek solunumla başlar. Doğru ve derin nefes almak damarları genişletir. Kanın bedenin en uç noktalarına kadar gitmesini sağlar. Kandaki oksijen de böylece vücutta yayılır.

Öyleyse nefes alma çalışmaları yapın. Önce arkanıza yaslanın. Burnunuzdan derin derin nefesler alın. Nefesi 3-4 saniye içinizde tutun. Sonra da ağzınızdan bırakın. Bunu 6-7 kez tekrar edin. Oksijen, kişi için çok önemli olmakla beraber kişinin aldığı oksijenin yüzde yirmisini beyin kullanır. Beyne daha fazla oksijen gitmesini sağlayacak nefes çalışmaları sizi gevşetecek, rahatlatacak, zamanla da kaygınızı kontrol etmenizi sağlayacaktır.

Bu uygulamayı günde iki haftada 5 kez yapın. Gözlerinizi kapatın. Sağ elinizi açıp göbek altına koyun. Sol elinizi kalp hizasında göğsünüze. Yavaş yavaş burnunuzdan nefes almaya başlayın. Ciğerleriniz tam olarak doluyor, ciğerlerinizdeki hava diyaframa baskı yapıyor karın boşluğunuz şişiyor ve göbek altındaki eliniz dışarıya doğru itiliyorsa işlemi doğru yapmışsınız. Ayrıca nefes egzersizi dışında günde 15-20 dakika kadar yapılan fiziksel egzersizin kaygıyı azalttığı bilinmektedir. Fiziksel egzersizler konusunda beden eğitimi öğretmeninize danışın. Ayrıca her zaman olumlu düşünmeye çalışın. Güne kahvaltı yaparak başlayın. Beslenmenize dikkat edin. Yeteri kadar, düzenli ve verimli uyumaya özen gösterin.

Sorunlarınızı çevrenizde ki insanlarla paylaşın. Ailenizle, rehber öğretmeninizle, arkadaşlarınızla... Neşeli olmaya çalışın. Bunun için mizah ağırlıklı yazılar okuyabilirsiniz. Kendinize zaman ayrın. Çalışmalarınızı aksatmayacak şekilde sosyal etkinliklerde bulunun. Yaptıklarınızla kaygıyı yenin...

Kaygıyı yenmede neler mi etkili?
Bir bakalım isterseniz ?

Planlarınızı uygulamada mutlaka iradeli ve tutarlı olun. Taviz vermeyin. Tutarlı ve iradeli insanlar kaygıya karşı daha dirençlidir. Planlarınızı uyguladıkça kendinize olan güveniniz artacak. Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre, başarılı olduğunuz etkinliklerde bulunun. Saplantılarınızdan kurtulun. Düşüncelere değil, yaptıklarınıza değer verin.

Gerçekçi, uygulanabilir planla yapılan çalışmalar, kişinin aklına gelen olumsuz düşünceleri giderme bakımından etkili olacaktır. Asla ve asla ümitsiz olmayın. Başaramayacağınız hiçbir şey yok... Başkaları adına düşünmeyin. Başkalarının sizin için ne düşüneceklerini düşünerek gereksiz yere kendinizi yıpratmayın. Bir birey olduğunuzu düşünün. Kendinizi başkaları ile karşılaştırmayın. Azimli olun ve hedeflerinize ulaşabilmek için çalışın. Kendinize değer verin.

Sınav sonucu ile ilgili kaygı gelecekle ilgili bir kaygıdır. Ama gelecek henüz gelmemiştir. Gelmemiş bir gelecekte neler yaşanacağını kimse bilemez. Bilinmeyen şeylerden dolayı endişelenmeyin.

KISA BİR ÖZET İSTER MİSİNİZ ?

• Kendinize değer verin.
• Planlı olun. Düzenli çalışın.
• İradeli olun. Başka ?
• Unutmayın ki ; kaygı ve  korku gibi bütün durumlar insanın kendi eseridir ve insan sadece kendi içinde yaşar. Haliyle de kendisi bunlara katlanır.
• Mutlu ve başarılı bir gelecek sizi bekliyor.
• Bunu düşünmeye ne dersiniz ?

Kaygı, çoğu zaman nedeni belli olmayan korkudur. Olmayan, olduğu varsayılan bir değerin, kişiliğin kaybedilme korkusudur.

Korku ile kaygı, genellikle birbirinin yerine kullanılır. Ama ikisi aynı şey değildir. Korku, bir tehdit anında bedensel tepkilerin yanı sıra hissedilen duygusal tepkidir. Tehditle orantılı olarak azalıp çoğalır. Kaygı ise, bununla orantılı değildir. Tehditten bağımsız olarak da devam edebilir.

Sınav kaygısı toplumumuzun (öğrenciler, aile çevresi) büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Yine etkilenen kesim her yıl artarak devam etmektedir. Sınav kaygısının öğrenmeyle ya da fazla ders çalışmakla ilgisi yoktur. Fazla ders çalışmanın, bilgi yüklemenin kaygı ve stres yarattığı düşüncesi bir hayli yaygındır.

Fazla ders çalışıp yorulan bir öğrenci kısa bir rahatlama ve egzersizden sonra dinlenebilir. Kaygıyı yaratan sınavdan başarısız olunacağı ve bu başarısızlığın bazı değerlerin sonu olacağı korkusudur. Sınav kaygısını yenmek için şu noktalara dikkat etmek gerekir:

Dinlenme anında, bedensel rahatlamamızı sağlayan fiziksel egzersizler yapmak çok yararlı olacaktır. (Derin nefes alıp verme , spor yapma vb.)

Eğitimciler ve anne-babalar, öğrenciyi güdülemek için kaygı düzeyini yükseltebilirler. Buna dikkat etmek gerekmektedir.
Başarının amacı, mutlu ve güvenli bir insan olmaktır. Bu da çeşitli yollarla olur. Mutlu ve güvenli yaşam da yalnızca sınav sonucuna bağlanamaz. Bundan başka birçok yaşama seçeneği bulunduğunu unutmamalıyız.

Sınavı, bir kişilik sorunu haline getirmemek gerekir. Sınavda yalnızca kişiliğiniz değil, sizin belirli bir yanınız ölçülmektedir. Sınavı kaybetseniz de siz yine insan olarak değerlisiniz.

Kısacası sınavı bir ölüm - kalım sorunu yapmadan düşünürseniz daha başarılı olursunuz.

Rüyanızın gerçekleşmesini istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmanız gerekir!!!!

BİR HİKÂYE
DENİZYILDIZININ ÖYKÜSÜ

Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder  ve:
"Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsun?" diye sorar.
Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları için" yanıtını verince adama şaşkınlıkla
"İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki ?" der.
Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, "bak onun için çok şey değişti, " karşılığını verir. 

SINAVLARDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ ?

SINAVDAN ÖNCE GENEL TAVSİYELER

• Sınava kendinize güvenerek ve sonucun hakkınızda hayırlı olması dileğiyle giriniz.
• Sınavdan bir hafta öncesinden vücudunuza, beslenmenize ve uykunuza özel önem gösteriniz. Fazla çay, kahve gibi uyarıcı maddelerden ve sakinleştirici ya da uyarıcı niteliği taşıyan ilaçları kullanmaktan kaçınınız.
• Sınavdan bir gün önce çalışmayı tamamen bırakınız. Sınav düşüncesinden uzaklaşmaya çalışınız.
• Çevrenizdeki insanlarla sınavla ilgili konuşmaların olmamasına özen gösteriniz.
• Sınavla ilgili hazırlıklarınızı yaparken "bu sınavı başarmak istediğinizi" düşününüz.
• Sizi yoran faaliyetlerden ve gürültülü ortamlardan uzak durunuz.
• Belgelerinizi tam olarak bir gün önceden hazırlayınız.
• Sınavdan bir gece önce hafif bir akşam yemeğini tercih ediniz.
• Gece erken yatıp, uykunuzu tam olarak alınız.
• Sabah iyi bir kahvaltı yapınız.
• Yanınızda şekerli maddeler götürünüz.

SINAV  ESNASINDA

• Bir bölüme başlamadan önce o bölümü hızla gözden geçiriniz. Böylece, testin yapısındaki ve soru sayısındaki değişikliğe karşı uyanık olmanızı ve kendinizi değişikliklere karşı yeniden düzenlemeyi sağlamış olursunuz.
• Ayrıca kitapçığın sayfalarını ve sayfa numaralarının birbirini takip edip etmediğini kontrol ediniz.
• Kullandığınız soru kitapçığının türünü cevap kâğıdına doğru olarak mutlaka kodlayınız.
• ÖSYM numaranızı dikkatli ve doğru bir şekilde kodlayınız.
• Size verilen cevap kağıdındaki SOYADIN, ADIN ve ÖSYM numarasının kendinize ait olup olmadığını kontrol ediniz. Bu bilgiler size ait değilse hiçbir işaretleme yapmadan SALON BAŞKANINA haber veriniz.
• Cevap kâğıdına işaretleme yaparken, optik okuyucunun yanlış okumasına sebep olabilecek her türlü işaretlemeden kaçınınız.
• Her soru için tek cevap seçeneği işaretleyiniz, iki veya daha çok seçenek işaretlerseniz o sorunuz yanlış sayılacaktır.
• Cevap kâğıdına işaretleme yaparken kaydırma yapmamaya dikkat ediniz. Sınava en iyi bildiğiniz testten başlayınız. Tamamen sınava konsantre olmaya çalışınız.
• Soruları cevaplarken hız ve doğruluk açısından bir denge sağlayınız. Çok hızlı çalışıp hata yapmaktan veya aşırı dikkatli davranarak bir soru üzerinde gereğinden
daha uzun bir süre durmaktan kaçınınız. soru çözümünde akılcı davranınız.
• Doğru seçeneği buldum diyerek diğer seçenekleri okumadan geçmeyiniz. Her başladığınız testte sıra ile önce kolay soruları çözünüz. Daha sonra "turlama" tekniği ile başa dönerek diğer sorulara geçiniz.
• Bir soruyu belirli bir süre geçtiği halde çözemiyorsanız soru üzerinde uğraşmayı bırakınız. Bölümdeki diğer soruların da aynı puan değerine sahip olduğunu düşünerek bu sorulara  yöneliniz.
• Zamanı çok iyi değerlendirmeniz gerektiğini unutmayarak temponuzu ayarlayınız. Ancak sürekli zamanı kontrol ederek zamanla aşırı ilgilenmeyiniz.
• Sorulan soruya cevap olmayacak seçenekleri eleyip cevap oluşturabilecek seçenekler üzerinde düşününüz. Rastgele işaretleme yapmaktan kaçınınız.
• Testleri çözerken yöneltme sorusunu (soru kökünü) iyi okuyunuz. Neyin sorulduğunu tam olarak anlamadan doğru cevabı aramaya çalışmak sonuçta sizi yanılgıya düşürebilir.
• Bazen soru kökü "olamaz", "değildir", "yanlıştır", "olmamalıdır", gibi olumsuz ifadeler taşıyabilir. Zihin hep olumlu soru türlerine şartlandığı için, sorudaki olumsuz ifade gözden kaçabilir. Bu yanlışı yapmamaya çok dikkat etmelisiniz.
• Doğru cevap birbirine benzeyen ve doğru olmayan bir grup seçenek arasında
gizlenmiştir. Sorulan soruya cevap
olamayacak seçenekleri eleyiniz. Tahmin etmeniz gerekirse, hızlı tahminde bulununuz ve fikrinizi değiştirmeyiniz.
• İki seçenek arasında doğru cevap olması açısından bir fark göremiyorsanız tahminde bulununuz. Yapacağınız ilk tahminin daha isabetli olacağını ve tahmininizi değiştirmenin zaman kaybına sebep olacağını dikkate alınız.
• Dört yanlışın bir doğruyu götürdüğünü unutmayınız ve rastgele cevap vermekten kaçınınız. Üç seçeneği eleyebiliyorsanız, iki seçenekten size en yakın olanını hemen işaretleyiniz.
• Eğer zihninizin sınavdan koptuğunu fark eder veya hissederseniz (aynı satırı veya soruyu anlamadan tekrar tekrar okursanız, camdan bakıyorsanız vb.) birkaç saniye için zihninizi dinlendirmeye ihtiyacınız var demektir. Kaleminizi bırakın, gözlerinizi kapatın, alnınızı ve şakaklarınızı ovarak veya sizi rahatlatacak başka bir dinlenme egzersizi yaparak 15 saniye gibi bir süreyi bu amaçla kullanınız.
• Bir testte iki veya üç doğru cevabın alt alta aynı seçeneği temsil eden harfte toplandığı görülebilir. Eğer bunun dışında bir durum (fazla) görürseniz o diziyle ilgili çalışmanızı gözden geçiriniz. Büyük bir ihtimalle en az birinin yanlış olduğunu bulacaksınız.
• Özel bir kodlama sistemi geliştiriniz (değiştirdiğiniz cevaplar, atladığınız sorular ve tekrar gözden geçirmek istediğiniz cevap ve sorular için de farklı kodlarınız olmalıdır.) Böylelikle neyi yapıp, neyi geride, hangi durumda bıraktığınızı
kolayca görmüş olursunuz.
• Süreyi son saniyesine kadar kullanınız.
• Giriş sınavında zamana karşı yarışacaksınız. Zaman baskısı soruların güçlük derecesini yükseltecektir. Buna hazırlıklı olmanız gerekir.
• Sınav sonu bütün belgelerinizi eksiksiz olarak salon görevlilerine teslim ediniz.

BİR HİKÂYE
KOLTUK DEĞNEKLERİNDEN DÜNYA ÇAPINDA BİR KOŞUCU OLMAYA GİDEN YOL

Birkaç yıl önce Elkhart Kansas'ta, iki kardeş bir okulda çalışıyorlardı. Her sabah sınıftaki sobayı yakmak onların göreviydi.
Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular. Birisi, bir şişe gazı odunların üstüne döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir patlama oldu ki, eski bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü, diğerinin de bacakları feci şekilde yandı. Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı.
Yaralanan çocuğu tedavi eden doktor, çocuğun bacaklarını kesmenin daha iyi olacağını söyledi. Anne ve babası yıkılmıştı. Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi. Şimdi de diğer oğulları bacaklarını kaybedecekti. Ama inançlarını kaybetmemişlerdi. Doktora kesme işlemini ertelemesini rica ettiler . Doktor kabul etti. Çocuklarının bacaklarının iyileşmesi için dua ediyorlar ve her gün doktordan kesmeyi bir gün daha ertelemesini istiyorlardı. Bu iki ay sürdü. Doktorla her gün tartışıyorlardı. Bu arada da çocuklarını her gün tekrar yürüyeceğine inandırıyorlardı. Çocuğun bacakları kesilmedi ama sargılar açıldığında, sağ bacağının diğerinden altı santim daha kısa olduğu ortaya çıktı. Sol ayağındaki parmaklar da nerede ise yoktu. Ama oğlan yinede kararlıydı. Acılar içinde kıvranmasına rağmen, her gün egzersiz yaptı ve nihayet bir-iki adım atmayı başardı. Bu genç adam, daha sonra koltuk değneklerinden de kurtuldu ve yürümeye başladı. Derken koşmaya da başladı.
Bu genç adam koştu, koştu ve koştu. Nerede ise kesilmek üzere olan bacaklar ona bir dünya rekoru bile kazandırdı. Bu genç adam Glenn Cunningham'dı. "Dünyanın En Hızlı İnsanı" olarak tanınan gence Madison Sguare Garden 'da yüzyılın sporcusu ünvanı da verildi.

BAŞARIYI ELDE ETMEK İÇİN
BAŞARIYA İNANMAK                                        
GEREK....

ÖSS'DE SINAV TAKTİĞİ VE ZAMANLAMA NASIL OLMALIDIR ?

ÖSS'de SÖZEL ve SAYISAL bölümlerin soru sayıları birbirine çok yakındır.
Sınavlarda sorular (kolay / orta zorlukta / zor / çok zor) niteliktedir. Bu nedenle sınav başından itibaren bir anda gitmeyiniz. Tarama yöntemini uygulayınız. (Anladığınız soruyu çözünüz, anlamadığınız soruyu atlayınız.) 
Sınav süresinde hız, bilinen sorulardan bilinmeyen sorulara doğrudur.
Türkçe'nin paragraf türü sorularını (geniş içerikli ve zaman alıcı oldukları için) sınav sonuna bırakınız. (Özel bir nedeniniz yoksa)
Dört yanlış soru, bir doğru soruyu götürdüğü için, anlamadığınız soruları boş bırakınız, atlamayınız. Ancak üç seçeneği elemişseniz, iki şıktan (o an size yakın olanı) ertelemeden işaretleyiniz.
ÖSS sorularının mantığı, bilgiyi ölçmeden ziyade, bilgileri kullanmaya ve yorumlamaya dayalıdır. Bu nedenle soru kökünü çok dikkatli okuyunuz ve sorunun ne sorduğunu iyi anlayınız.
Seçenekleri işaretlerken, ilgili daireyi taşırmayınız. Yumuşak kalem ve iz bırakmayan silgi kullanınız. Kodlamayı şöyle yapınız:

ÖSS'DE TAKTİK ZAMANLAMA ŞÖYLE OLMALIDIR.

• Sözel ve Sayısalın her ikisinden de güçlüyseniz hangisinden daha çok net çıkarıyorsanız oradan başlayınız, sonra diğerine geçiniz.
• Sayısaldan Güçlü, Sözelden Zayıfsanız, cevaplamaya sayısaldan başlayınız.
• Sözelden Güçlü Sayısaldan Zayıfsanız, cevaplamaya sözelden başlayınız.
• • Soru köküne, "hangisi değildir", "en gerçekçi yaklaşım", "en önemli sonucu" gibi altı çizili sorulara daha çok dikkat edin ve soruyu iyi anlayın.

-------------------------------------------------------------------------

Bill Gates Microsoft'un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış.
"Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı"
Birkaç gün sonra VW firmasının bir basın açıklaması yayınlanmış.
"Eğer otomotiv sektörü Bill Gates in işletim sistemi gibi
gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktık; arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacak; gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde ARABANIZ GEÇERSİZ BİR İŞLEM YÜRÜTTÜ VE KAPATILACAKTIR yazan tek bir lamba olacaktı.
Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir düğmenin üzerinde HAVA YASTIKLARI AÇILACAK
EMİN MİSİNİZ? diyen bir ışık yanacaktı."

-------------------------------------------------------------------------

BİR HİKÂYE
EŞEK  NASIL  KURTULDU?

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık kalakaldı.

Kıssadan hisse; Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. (Ne bazeni, çoğu zaman)
Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile !

ÖSS İÇİN SON UYARILAR
• Sınava girerken yanınızda iki adet yumuşak uçlu kurşun kalem ve iz bırakmayan kaliteli silgi bulundurunuz. 
• Sınav salonunu önceden, bizzat kendiniz gezip görünüz.
• Sınav kâğıdınızı dikkatle kontrol ediniz, kitapçık türünü, (A) (B) (C) (D) vs. kodlamayı unutmayınız.
• Sınavdan 2 gün önce, çalışmayı bırakarak geziniz müzik dinleyerek rahatlayınız, 8 saatlik uykunuzu tam olarak alınız, sınav sabahı ılık bir duş yapınız. Sağlam bir kahvaltı sonrası, sınav başlamadan en az bir saat önce sınav salonunun bulunduğu yerde olunuz.
• Organizma enerjiyi iki kaynaktan alır. Ya karaciğerden ya da ince bağırsaktaki gıdalardan. Düşünme, enerji harcamak olduğu için kan şekerini yükseltmek için kahvaltıda (bal ve reçel benzeri) tatlı yemekte yarar vardır. Sınav öncesi akide şekeri vb. gibi şeyleri yemenin hiçbir anlamı yoktur.

SONSÖZ

Sevgili Öğrenci,

Buraya kadar 4 bölüm içinde, başarının anlamını, başarmak için gerekli çalışmaları nasıl yapacağımızı öğrendik. Başarımızı göstereceğimiz sınavlardan önce ve sonra neler yapmamız gerektiğini detaylı bir şekilde kavradık.

Görüyorsun değil mi? Başarmak isteyen öğrenci için ne kadar güzel ve faydalı bilgiler varmış. Akan nehirden ahmaklar kaçarken akıllılar baraj yapıp enerji üretirmiş.

İşte şimdi sıra sende. Bütün bu bilgileri zihninde sindirip, başarı hücrelerini besleyen birer enerji deposu haline getir.

Kalk, erteleme, üşenme, gevşeme!

Hemen şimdi olmazsa, ne zaman?

BİR HİKÂYE
BENİM   AFRİKAM

Her sabah bir ceylan uyanır Afrika'da
Kafasında bir tek düşünce vardır.
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek, Yoksa aslana yem olur.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da.
Kafasında bir tek düşünce vardır.
En yavaş koşan ceylandan daha hızlı
koşabilmek, Yoksa açlıktan ölecektir.

İster aslan olun, İster ceylan olun hiç önemli yok.
Yeter ki güneş doğduğunda
koşuyor olmanız gerektiğini, Hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.
Yaşam adlı koşuyu ne kadar güzel
anlatmış Afrika atasözü, Bir önceki günden daha hızlı koşmak
gerekmektedir.

Çünkü eğer aslansanız, Ve en yavaş koşan ceylanı
bir önceki gün yakalamışsanız
Ve bugün bir ceylan yakalamak
niyetindeyseniz, Artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan
sizden daha hızlıdır, O halde düne göre hızınızı artırmanız
gerekmektedir.
Yok eğer ceylansanız
Ve henüz aslana yem olmamışsanız
Hızınızı düne göre mutlaka artırmalısınız, Çünkü sıra size gelmiş olabilir.

Yani...
Hayat koşusunda, devam edebilmenin
tek şartı var:
Dünden daha hızlı olabilmek.
Bakın bakalım şimdi kendinize.
Ondan, Şundan, Bundan değil
"Dünden" hızlı mısınız?

                     

               Muğla Emirbeyazıt Mahallesi Recai Güreli Caddesi Yazar İşhanı Kat:4 MUĞLA

                      Telefon: 0 (252) 212 51 32 - 214 80 00  &  Faks: 0 (252) 214 80 01

 

Copyright ©1984 Özbilim Dershanesi.com.tr