|
SINAV KAYGISI
Kaygı; üzüntü, tasa,
sıkıntı, endişe demektir.
Sıkıntı; değişik nedenlerden kaynaklanan ruhsal yorgunluk
anlamına gelmektedir.
Tasa; keder, gam, kaygı, tedirgin edici durumdur.
Endişe ise tasa, korku ve
kaygı anlamlarını karşılar.
KAYGILI ÖĞRENCİ TİPİ
Kaygılı öğrenci, çabuk üzülür, çabuk heyecanlanır. Hep
gergin ve tedirgindir. Duygusal ve içlidir. Her şeyi
büyütür, küçük şeyleri kendine dert eder. Sınavlarda
heyecanlanır, sararır, solar, terler. Tırnaklarını
yiyebilir, elleriyle oynar, kız öğrenciler saçlarıyla oynar.
Sınavlara hazırlanan
öğrencinin, sınavlar yaklaştıkça bu heyecanı artıyor,
öğrenci kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz
oluyor; ağlama duygusu gibi durumları sıkça yaşıyorsa sınav
kaygısı duyuyor demektir.
Kaygılı öğrenci sevecendir,
acıma duygusu gelişmiştir. Kendisi gibi aile bireyleri için
de üzülür. Arkadaş ilişkileri iyidir. Arkadaşları tarafından
genel de sevilir. Kurallara özen gösterir. Eleştiriye
hazırlıksızdır, beğenilmek ister.
Sürekli tedirgin olup,
duygusal tepkileri abartılıdır. Nedenini bilmediği korkular
çeker. Ailesine bağımlıdır. Ailesinden sürekli destek
bekler. Uykusu düzensizdir.
Sınav kaygısı duyan öğrencilerin düşünceleri
Acaba sınavı kazanabilecek miyim? Arkadaşlarım
kazanır da ben kazanamazsam, onların arasında nasıl
dolaşırım ?
Annem babam yemedi yedirdi, giymedi giydirdi, benim için her
şeyi yaptılar. Bütün ümitlerini bana bağladırlar.
Kazanamazsam onların yüzüne nasıl bakarım?
Daha hazır değilim, vakit de çok kısaldı, sınavı düşündükçe
ruhum daralıyor, içim sıkılıyor, ne yapabilirim ki ?
Kafamı toplayamıyorum, okuduklarımı anlayamıyorum, galiba
sınavı kazanamayacağım, çalışmak istediğimde bu düşünceler
akla geliyor ve çalışamıyorum, ne olacak benim halim ?
Bu ve buna benzer
düşüncelere kapılan kaygılı öğrenci bu durumdan olumsuz
etkilenir. Öğrencinin kendisine olan güveni sarsılır. Bu
düşünceler her zaman aynı yoğunlukta olmaz. Bazen azalır,
bazen artar.
Kaygılı öğrenci bu
düşünceleri kendi kendine sürekli olarak zihninde tekrarlar
ve yorumlar. Bu durum da kaygısını artırır. Yani susadıkça
deniz suyu içen bir insan gibi olur.
Kaygılarının gerçekleşeceği
zannına kapılır ve ders çalışmak istediğinde uykusu gelir,
bu işi başaramayacağı endişesi ile çalışmaktan da
soğuyabilir. Daha sonraları öğrendiklerini hatırlayamaz,
bazı bildiklerini karıştırmaya başlar, yanlışları çoğalır.
Genelde kalp atışlarının
hızlanması, yüzde kızarma, avuç içinde terleme, baş
ağrıları, baş dönmeleri, mide kasılmaları, titreme,
güvensizlik gibi fiziksel değişikliklere sebep olan sınav
kaygısından öğrenci en kısa zamanda kurtulmalıdır.
Sınav kaygısı
Yapılan araştırmalar öğrencilerin iki alanda aşırı
kaygı duyduklarını göstermiştir:
• SINAVA HAZIRLIK
• SINAV SONUCU
Sınavlara hazırlıkla ilgili
kaygılar:
• Sınava yeteri kadar hazırlanabiliyor muyum ?
• Yaptıklarım yeterli mi ?
• Eksikliklerimi nasıl giderebilirim ?
• Neden başkaları gibi çalışamıyorum ?
• Acaba hazırlanma yöntemim doğru mu ?
• Başkaları gece çalışıyor. Ya ben ?
• Okul dersleriyle sınavlara hazırlığı nasıl yürütebilirim ?
Öğrencilerin bu gibi
düşüncelere kendilerini aşırı derecede kaptırmaları,
saplantı haline getirmeleri aşırı sınav kaygısına neden
olmaktadır.
Hayattan beklediklerinizi
sürekli tekrar edin.
BİR HİKÂYE
CİMRİ
Cimrinin biri, rüyasında
arkadaşlarına mükemmel bir yemek ziyafeti verdiğini görür.
Dehşetle uyanır. Kendini yatakta bulunca geniş bir nefes
alır ve uyanır. Kalkar ve oynamaya başlar.
Karısı; "Efendi ne yapıyorsun, çıldırdın mı?" der, cimri:
"Aman sus, hanım, çılgınlığımdan değil, sevincimden
oynuyorum" der. "Eğer biraz daha uyanmamış olsaydım
mahvolmuştum" der.
Henüz gelmemiş bir sınavla
ya da bir olayla ilgili kaygı, cimrinin durumuna düşmek
değil mi?
SINAV SONUCU
İLE İLGİLİ KAYGILAR
Acaba kazanabilecek miyim?
Acaba kazanabilecek yeteneğe sahip miyim? İstediğim okulu
kazanabilecek miyim? Kazanamazsam ne olur ?
Kazanamazsam; Anne babama ne
derim? Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım? Sokağa nasıl
çıkarım? Çevrem benim hakkımda ne düşünür?
Öğrenci sınavda bile sınav
sonucu ile ilgili kaygıları yoğun bir biçimde yaşayabilir.
Sınavda heyecanlanmak sınav sonucunu düşünmekle ilgilidir.
Uzmanlar bu düşüncelerin zihni sınavda bile sürekli meşgul
etmesinin kişiyi ciddi boyutlarda kaygıya yönelteceğini
söylemektedir.
Yarısına kadar dolu su
bardağını gösterip "ne görüyorsunuz ?" dendiğinde: Bazıları
yarısına kadar dolu bir bardak, bazıları da yarısına kadar
boş bir bardak diyecektir. Bardağın dolu kısmını görenler
olumlu düşünenlerdir. Boş kısmını görenler olumsuz
düşünenlerdir.
İyimserlik, öğrenilmiş bir
davranıştır ve başarı için çok gereklidir. Bardağın boş
kısmını gören öğrenciler çalışma sürecinde ya da herhangi
bir durumda bir zorlukla karşılaştıklarında hemen olumsuz
düşünmeye başlarlar.
Bardağın yarısını boş
görenler, ben bunu başaramam. Zaten okuduklarımdan bir şey
anlamıyorum.
Geri zekâlı mıyım ne ?
Yanlışım çok çıkıyor. Ne zaman herşey istediğim gibi gidecek
? Bıktım usandım vallahi.
Bu öğrencilerin kendilerine
bu şekilde acımasızca davranmaları ve zihinlerini böyle
olumsuz düşüncelerle doldurmaları kaygıyı artırır.
Bir öğrenci okula geç kalma
endişesi ile sabah kalkacağı vakte saatini kurup yatarsa ve
sabah o saatte de yine okula geç kalma kaygısıyla işlerini
yavaştan almadan kahvaltısını yapıp evden zamanında çıkarsa
bu kaygı onun için faydalıdır.
Çünkü bu kadarlık bir kaygı
bu öğrencide sorumluluk duygusunu oluşturmuş ve bu duygu
sayesinde yapması gerekeni yapmıştır.
Başka bir öğrenci yine sabah
okula geç kalmamak için saati kurarsa, ancak kaygının
şiddetinden dolayı buna güvenmeyip sabaha kadar uyuyamazsa,
ya sabaha karşı uyuyacak okula gerçekten geç kalacak ya da
okulda uyuyacak, okula gitmesinin amacı olan dersleri
dinleyemeyecek, sınavı var ise sınavda uykulu bir hal
sergileyecek. Zararlı kaygı, gece uyuyamayan öğrencinin
durumuna benzer.
Birinci öğrenci işi
gerçekleştirebilirken ikinci öğrenci aynı işi
gerçekleştiremez. Oysa ikisinin hedefi de aynıydı.
Sınava az bir süre kala
alışkanlıklarınızı asla değiştirmeyin.
Hiçbir doktorun çantasında
mutluluk kadar çabuk ve düzenli etkide bulunabilecek bir
ilaç yoktur.
"KAYGI"NIN
NEDENLERİ
Ailenin, çevrenin ve okulun
beklentileri, olumsuz düşünceler, yaşanmış başarısızlıklar,
kendine güvensizlik. Bu gibi sorunlar kaygının başlıca
nedenleridir.
Kaygının giderilmesi kaygı
belki tamamen giderilemeyebilir; ancak zararlı olamayacak
ölçülere çekilebilir. Öncelikle kendinizi tanıyın
Kaygı duyduğunuz alanları tespit edin. Meselâ sınava geç
kalma korkusu taşıyan bir öğrenci gerekli önlemleri aldığı
zaman geç kalmayacağını düşünerek bu kaygısını yenebilir.
Unutmayalım ki bilinçaltımız
her şeyi not eder. Ben başarısızım. Tembelim. Heyecanlıyım.
Çok hata yapıyorum. Sınavdan çok korkuyorum. Bu olumsuz
düşünceleri aklınızdan geçirmeyin.
Bilinçaltınız olumsuz
düşünceleri gerçekmiş gibi algılar. Hani bir kişiye kırk gün
deli derseniz deli olur derler ya. Olumsuz düşünerek
kendinizi şartlandırmayın. Ben kazanacağım. Ben başaracağım.
Ben korkmuyorum. Ben hazırlıklıyım.
Kendinize iyi davranın,
değer verin ve olumlu düşünün ve kaygıdan uzaklaşın. Kişi,
kaygının kaynağı olan düşüncelerle mücadele etmelidir. Neden
böyle düşündüğünü belirlemekle işe başlayabilir. Daha sonra
böyle düşünmenin ne faydası olduğunu kendi kendine sorup
cevap arayabilir. Son aşamada zihinden geçen bu düşünceleri
iyi, olumlu düşüncelerle değiştirmeyi deneyebilir.
Lowel Peacock; "Başarılı
insanı belirleyen ilk özellik tutumudur" der. Kişi olumlu
tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor
ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa, başarılarının
yarısını gerçekleştirmiş sayılır. İnsanın içinde her zaman
iki ses vardır:
Biri felâket tellâllığı
yapar.
Diğeri pozitif enerji verir.
Ancak olumlu düşünmek bahane
bulmak demek değildir. Olumlu düşünüp gereken çabayı
göstermek gerekir. Kendinize güvenin ve kendinize değer
verin unutmayınız ki zorluklar başarının süsüdür.
Kendinize verdiğiniz değer
ölçüsünde başarılı olur ve kaygınızı yenersiniz.
Rakiplerinin isminden korkan bir sporcu ne derece başarılı
olabilir. Bir düşünün
Başkalarının sözleri ile
kendinizi değerlendirmeyin. "Ne derler, ne düşünürler
hakkımda...?" Fiziksel egzersiz ve spor, kaygı düşmanıdır.
Kaygı damarlarda daralmaya ve dolayısıyla hücreye giden
kanın ve kanın taşıdığı oksijenin azalmasına neden olur. Bu
durum öğrenmeyi de zorlaştırır. Çünkü kaygı sırasında beden
kimyasında bulunan bir takım hormonsal hammaddeler, öğrenme
işlemi için gerekli olan protein zincirinin kurulmasını
engeller.
Nefes egzersizi ve düzenli
fiziksel egzersiz bu durumu tersine çevirerek damarları
genişletir, hücrelere giden kanın artmasını sağlar, vücutta
rahatlamayı sağlayan hormonsal hammaddelerin salgılanmasına
kapı açarken kaygıya neden olan hormonsal maddelerin
salgılanmasını da önler.
-------------------------------------------------------------------------
HAYATIMIZDA
GİRDİĞİMİZ RİSKLER
Gülmek "SAFTIR" denme
riskini göze almaktır.
Ağlamak ise "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak "KENDİNİ
KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek
"SEVİLENİ YİTİRME" riskini...
Duygularını açmak "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini göze
almaktır.
Düşüncelerini söylemek ise "DOKUZ KÖYDEN KOVULMA" riskini...
Umutlanmak "HAYAL KIRIKLIĞINA
UĞRAMA" riskini göze almaktır.
Sevmek ise "
KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski
hiç risk almamaktır.
Çünkü Yaşamak
"ÖLME" riskini göze almaktır.
-------------------------------------------------------------------------
BİR HİKÂYE
DENEMEYİ GÖZE ALMA CESARETİ
Kral, maiyetini önemli bir
görev için sınamak istemiş. Birçok güçlü ve akıllı adam
etrafına toplanmış. Kral onları kocaman bir kapının önüne
getirerek şöyle söylemiş: "Siz akıllı insanlar, benim bir
sorunum var ve hanginizin bunu çözebileceğini görmek
istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı
görüyorsunuz. Hanginiz bunu açabilirsiniz?"
Saray mensuplarından
bazıları açamayız der gibi başlarını sallamış. Diğerleri,
çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha
yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul
etmişler. Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar
sorunun çözülemeyecek kadar zor olduğu fikrinde
birleşmişler.
Sadece bir vezir, kapının
yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle
yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş, en sonunda
kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. Meğer kapı zaten
tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve
yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey
gerekmiyormuş.
Kral, vezire şöyle demiş:
"Sadece gördüğün ve işittiğine bağlı kalmadan, kendi gücünü
devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için saraydaki
görevi sen alacaksın."
YOKSUL ÇİFTÇİ
İskoçya'da yoksul mu yoksul
bir çiftçi yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün
tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği
yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış
bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir
yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu
bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan
şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı
çocuğun
babası olarak tanıttı kendini.
''Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek
istiyorum.'' dedi.
Yoksul ve onurlu Fleming ;
''Kabul edemem!'' diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada
kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.
''Bu senin oğlun mu?'' diye sordu aristokrat. Çiftçi gururla
''Evet!'' dedi.
Aristokrat devam etti ;
''Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver, iyi bir
eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına
benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.''
Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın
desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti. Çiftçi
Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mary's Hospital Tıp
Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini
bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.
Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne
mi kurtardı? Penisilin!
Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill'di...
Oğlunun adı ise: Sir Winston Churchill.
Paraya gereksiniminiz yokmuş
gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığını mutlaka bir gün alırsınız...
NEFES EGZERSİZİ
Nefes ağır ve derinden
alınmalıdır. Nefes burunla alınmalıdır. Yavaş alınmalıdır.
Hızlı alınırsa burun çeperleri yapışacak, ciğerlerin ortası
dolacaktır. Oysa sağlıklı nefeste ciğerlerin tamamı
dolmalıdır. Nefes alırken aralar verilmelidir. Sık sık nefes
almak beyin merkezinde karbondioksit miktarını artırır.
Bedeni kontrol etmek solunumla başlar. Doğru ve derin nefes
almak damarları genişletir. Kanın bedenin en uç noktalarına
kadar gitmesini sağlar. Kandaki oksijen de böylece vücutta
yayılır.
Öyleyse nefes alma
çalışmaları yapın. Önce arkanıza yaslanın. Burnunuzdan derin
derin nefesler alın. Nefesi 3-4 saniye içinizde tutun. Sonra
da ağzınızdan bırakın. Bunu 6-7 kez tekrar edin. Oksijen,
kişi için çok önemli olmakla beraber kişinin aldığı
oksijenin yüzde yirmisini beyin kullanır. Beyne daha fazla
oksijen gitmesini sağlayacak nefes çalışmaları sizi
gevşetecek, rahatlatacak, zamanla da kaygınızı kontrol
etmenizi sağlayacaktır.
Bu uygulamayı günde iki
haftada 5 kez yapın. Gözlerinizi kapatın. Sağ elinizi açıp
göbek altına koyun. Sol elinizi kalp hizasında göğsünüze.
Yavaş yavaş burnunuzdan nefes almaya başlayın. Ciğerleriniz
tam olarak doluyor, ciğerlerinizdeki hava diyaframa baskı
yapıyor karın boşluğunuz şişiyor ve göbek altındaki eliniz
dışarıya doğru itiliyorsa işlemi doğru yapmışsınız. Ayrıca
nefes egzersizi dışında günde 15-20 dakika kadar yapılan
fiziksel egzersizin kaygıyı azalttığı bilinmektedir.
Fiziksel egzersizler konusunda beden eğitimi öğretmeninize
danışın. Ayrıca her zaman olumlu düşünmeye çalışın. Güne
kahvaltı yaparak başlayın. Beslenmenize dikkat edin. Yeteri
kadar, düzenli ve verimli uyumaya özen gösterin.
Sorunlarınızı çevrenizde ki
insanlarla paylaşın. Ailenizle, rehber öğretmeninizle,
arkadaşlarınızla... Neşeli olmaya çalışın. Bunun için mizah
ağırlıklı yazılar okuyabilirsiniz. Kendinize zaman ayrın.
Çalışmalarınızı aksatmayacak şekilde sosyal etkinliklerde
bulunun. Yaptıklarınızla kaygıyı yenin...
Kaygıyı yenmede neler mi
etkili?
Bir bakalım isterseniz ?
Planlarınızı uygulamada
mutlaka iradeli ve tutarlı olun. Taviz vermeyin. Tutarlı ve
iradeli insanlar kaygıya karşı daha dirençlidir.
Planlarınızı uyguladıkça kendinize olan güveniniz artacak.
Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre, başarılı
olduğunuz etkinliklerde bulunun. Saplantılarınızdan
kurtulun. Düşüncelere değil, yaptıklarınıza değer verin.
Gerçekçi, uygulanabilir
planla yapılan çalışmalar, kişinin aklına gelen olumsuz
düşünceleri giderme bakımından etkili olacaktır. Asla ve
asla ümitsiz olmayın. Başaramayacağınız hiçbir şey yok...
Başkaları adına düşünmeyin. Başkalarının sizin için ne
düşüneceklerini düşünerek gereksiz yere kendinizi
yıpratmayın. Bir birey olduğunuzu düşünün. Kendinizi
başkaları ile karşılaştırmayın. Azimli olun ve hedeflerinize
ulaşabilmek için çalışın. Kendinize değer verin.
Sınav sonucu ile ilgili
kaygı gelecekle ilgili bir kaygıdır. Ama gelecek henüz
gelmemiştir. Gelmemiş bir gelecekte neler yaşanacağını kimse
bilemez. Bilinmeyen şeylerden dolayı endişelenmeyin.
KISA BİR ÖZET
İSTER MİSİNİZ ?
• Kendinize değer verin.
• Planlı olun. Düzenli çalışın.
• İradeli olun. Başka ?
• Unutmayın ki ; kaygı ve korku gibi bütün durumlar insanın
kendi eseridir ve insan sadece kendi içinde yaşar. Haliyle
de kendisi bunlara katlanır.
• Mutlu ve başarılı bir gelecek sizi bekliyor.
• Bunu düşünmeye ne dersiniz ?
Kaygı, çoğu zaman nedeni belli olmayan korkudur. Olmayan,
olduğu varsayılan bir değerin, kişiliğin kaybedilme
korkusudur.
Korku ile kaygı, genellikle
birbirinin yerine kullanılır. Ama ikisi aynı şey değildir.
Korku, bir tehdit anında bedensel tepkilerin yanı sıra
hissedilen duygusal tepkidir. Tehditle orantılı olarak
azalıp çoğalır. Kaygı ise, bununla orantılı değildir.
Tehditten bağımsız olarak da devam edebilir.
Sınav kaygısı toplumumuzun
(öğrenciler, aile çevresi) büyük bir bölümünü
ilgilendirmektedir. Yine etkilenen kesim her yıl artarak
devam etmektedir. Sınav kaygısının öğrenmeyle ya da fazla
ders çalışmakla ilgisi yoktur. Fazla ders çalışmanın, bilgi
yüklemenin kaygı ve stres yarattığı düşüncesi bir hayli
yaygındır.
Fazla ders çalışıp yorulan
bir öğrenci kısa bir rahatlama ve egzersizden sonra
dinlenebilir. Kaygıyı yaratan sınavdan başarısız olunacağı
ve bu başarısızlığın bazı değerlerin sonu olacağı
korkusudur. Sınav kaygısını yenmek için şu noktalara dikkat
etmek gerekir:
Dinlenme anında, bedensel
rahatlamamızı sağlayan fiziksel egzersizler yapmak çok
yararlı olacaktır. (Derin nefes alıp verme , spor yapma vb.)
Eğitimciler ve anne-babalar,
öğrenciyi güdülemek için kaygı düzeyini yükseltebilirler.
Buna dikkat etmek gerekmektedir.
Başarının amacı, mutlu ve güvenli bir insan olmaktır. Bu da
çeşitli yollarla olur. Mutlu ve güvenli yaşam da yalnızca
sınav sonucuna bağlanamaz. Bundan başka birçok yaşama
seçeneği bulunduğunu unutmamalıyız.
Sınavı, bir kişilik sorunu
haline getirmemek gerekir. Sınavda yalnızca kişiliğiniz
değil, sizin belirli bir yanınız ölçülmektedir. Sınavı
kaybetseniz de siz yine insan olarak değerlisiniz.
Kısacası sınavı bir ölüm -
kalım sorunu yapmadan düşünürseniz daha başarılı olursunuz.
Rüyanızın gerçekleşmesini
istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmanız gerekir!!!!
BİR HİKÂYE
DENİZYILDIZININ ÖYKÜSÜ
Bir adam okyanus sahilinde
yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine
rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş
denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve:
"Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsun?" diye sorar.
Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi,
"Yaşamaları için" yanıtını verince adama şaşkınlıkla
"İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza
imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki
?" der.
Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, "bak
onun için çok şey değişti, " karşılığını verir.
SINAVLARDA
NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ ?
SINAVDAN ÖNCE
GENEL TAVSİYELER
• Sınava kendinize güvenerek
ve sonucun hakkınızda hayırlı olması dileğiyle giriniz.
• Sınavdan bir hafta öncesinden vücudunuza, beslenmenize ve
uykunuza özel önem gösteriniz. Fazla çay, kahve gibi uyarıcı
maddelerden ve sakinleştirici ya da uyarıcı niteliği taşıyan
ilaçları kullanmaktan kaçınınız.
• Sınavdan bir gün önce çalışmayı tamamen bırakınız. Sınav
düşüncesinden uzaklaşmaya çalışınız.
• Çevrenizdeki insanlarla sınavla ilgili konuşmaların
olmamasına özen gösteriniz.
• Sınavla ilgili hazırlıklarınızı yaparken "bu sınavı
başarmak istediğinizi" düşününüz.
• Sizi yoran faaliyetlerden ve gürültülü ortamlardan uzak
durunuz.
• Belgelerinizi tam olarak bir gün önceden hazırlayınız.
• Sınavdan bir gece önce hafif bir akşam yemeğini tercih
ediniz.
• Gece erken yatıp, uykunuzu tam olarak alınız.
• Sabah iyi bir kahvaltı yapınız.
• Yanınızda şekerli maddeler götürünüz.
SINAV
ESNASINDA
• Bir bölüme başlamadan önce
o bölümü hızla gözden geçiriniz. Böylece, testin yapısındaki
ve soru sayısındaki değişikliğe karşı uyanık olmanızı ve
kendinizi değişikliklere karşı yeniden düzenlemeyi sağlamış
olursunuz.
• Ayrıca kitapçığın sayfalarını ve sayfa numaralarının
birbirini takip edip etmediğini kontrol ediniz.
• Kullandığınız soru kitapçığının türünü cevap kâğıdına
doğru olarak mutlaka kodlayınız.
• ÖSYM numaranızı dikkatli ve doğru bir şekilde kodlayınız.
• Size verilen cevap kağıdındaki SOYADIN, ADIN ve ÖSYM
numarasının kendinize ait olup olmadığını kontrol ediniz. Bu
bilgiler size ait değilse hiçbir işaretleme yapmadan SALON
BAŞKANINA haber veriniz.
• Cevap kâğıdına işaretleme yaparken, optik okuyucunun
yanlış okumasına sebep olabilecek her türlü işaretlemeden
kaçınınız.
• Her soru için tek cevap seçeneği işaretleyiniz, iki veya
daha çok seçenek işaretlerseniz o sorunuz yanlış
sayılacaktır.
• Cevap kâğıdına işaretleme yaparken kaydırma yapmamaya
dikkat ediniz. Sınava en iyi bildiğiniz testten başlayınız.
Tamamen sınava konsantre olmaya çalışınız.
• Soruları cevaplarken hız ve doğruluk açısından bir denge
sağlayınız. Çok hızlı çalışıp hata yapmaktan veya aşırı
dikkatli davranarak bir soru üzerinde gereğinden
daha uzun bir süre durmaktan kaçınınız. soru çözümünde
akılcı davranınız.
• Doğru seçeneği buldum diyerek diğer seçenekleri okumadan
geçmeyiniz. Her başladığınız testte sıra ile önce kolay
soruları çözünüz. Daha sonra "turlama" tekniği ile başa
dönerek diğer sorulara geçiniz.
• Bir soruyu belirli bir süre geçtiği halde çözemiyorsanız
soru üzerinde uğraşmayı bırakınız. Bölümdeki diğer soruların
da aynı puan değerine sahip olduğunu düşünerek bu sorulara
yöneliniz.
• Zamanı çok iyi değerlendirmeniz gerektiğini unutmayarak
temponuzu ayarlayınız. Ancak sürekli zamanı kontrol ederek
zamanla aşırı ilgilenmeyiniz.
• Sorulan soruya cevap olmayacak seçenekleri eleyip cevap
oluşturabilecek seçenekler üzerinde düşününüz. Rastgele
işaretleme yapmaktan kaçınınız.
• Testleri çözerken yöneltme sorusunu (soru kökünü) iyi
okuyunuz. Neyin sorulduğunu tam olarak anlamadan doğru
cevabı aramaya çalışmak sonuçta sizi yanılgıya düşürebilir.
• Bazen soru kökü "olamaz", "değildir", "yanlıştır",
"olmamalıdır", gibi olumsuz ifadeler taşıyabilir. Zihin hep
olumlu soru türlerine şartlandığı için, sorudaki olumsuz
ifade gözden kaçabilir. Bu yanlışı yapmamaya çok dikkat
etmelisiniz.
• Doğru cevap birbirine benzeyen ve doğru olmayan bir grup
seçenek arasında
gizlenmiştir. Sorulan soruya cevap
olamayacak seçenekleri eleyiniz. Tahmin etmeniz gerekirse,
hızlı tahminde bulununuz ve fikrinizi değiştirmeyiniz.
• İki seçenek arasında doğru cevap olması açısından bir fark
göremiyorsanız tahminde bulununuz. Yapacağınız ilk tahminin
daha isabetli olacağını ve tahmininizi değiştirmenin zaman
kaybına sebep olacağını dikkate alınız.
• Dört yanlışın bir doğruyu götürdüğünü unutmayınız ve
rastgele cevap vermekten kaçınınız. Üç seçeneği
eleyebiliyorsanız, iki seçenekten size en yakın olanını
hemen işaretleyiniz.
• Eğer zihninizin sınavdan koptuğunu fark eder veya
hissederseniz (aynı satırı veya soruyu anlamadan tekrar
tekrar okursanız, camdan bakıyorsanız vb.) birkaç saniye
için zihninizi dinlendirmeye ihtiyacınız var demektir.
Kaleminizi bırakın, gözlerinizi kapatın, alnınızı ve
şakaklarınızı ovarak veya sizi rahatlatacak başka bir
dinlenme egzersizi yaparak 15 saniye gibi bir süreyi bu
amaçla kullanınız.
• Bir testte iki veya üç doğru cevabın alt alta aynı
seçeneği temsil eden harfte toplandığı görülebilir. Eğer
bunun dışında bir durum (fazla) görürseniz o diziyle ilgili
çalışmanızı gözden geçiriniz. Büyük bir ihtimalle en az
birinin yanlış olduğunu bulacaksınız.
• Özel bir kodlama sistemi geliştiriniz (değiştirdiğiniz
cevaplar, atladığınız sorular ve tekrar gözden geçirmek
istediğiniz cevap ve sorular için de farklı kodlarınız
olmalıdır.) Böylelikle neyi yapıp, neyi geride, hangi
durumda bıraktığınızı
kolayca görmüş olursunuz.
• Süreyi son saniyesine kadar kullanınız.
• Giriş sınavında zamana karşı yarışacaksınız. Zaman baskısı
soruların güçlük derecesini yükseltecektir. Buna hazırlıklı
olmanız gerekir.
• Sınav sonu bütün belgelerinizi eksiksiz olarak salon
görevlilerine teslim ediniz.
BİR HİKÂYE
KOLTUK DEĞNEKLERİNDEN DÜNYA ÇAPINDA BİR KOŞUCU OLMAYA GİDEN
YOL
Birkaç yıl önce Elkhart
Kansas'ta, iki kardeş bir okulda çalışıyorlardı. Her sabah
sınıftaki sobayı yakmak onların göreviydi.
Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve
odunla doldurdular. Birisi, bir şişe gazı odunların üstüne
döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir patlama oldu ki, eski
bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü,
diğerinin de bacakları feci şekilde yandı. Daha sonra,
şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı.
Yaralanan çocuğu tedavi eden doktor, çocuğun bacaklarını
kesmenin daha iyi olacağını söyledi. Anne ve babası
yıkılmıştı. Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi. Şimdi de
diğer oğulları bacaklarını kaybedecekti. Ama inançlarını
kaybetmemişlerdi. Doktora kesme işlemini ertelemesini rica
ettiler . Doktor kabul etti. Çocuklarının bacaklarının
iyileşmesi için dua ediyorlar ve her gün doktordan kesmeyi
bir gün daha ertelemesini istiyorlardı. Bu iki ay sürdü.
Doktorla her gün tartışıyorlardı. Bu arada da çocuklarını
her gün tekrar yürüyeceğine inandırıyorlardı. Çocuğun
bacakları kesilmedi ama sargılar açıldığında, sağ bacağının
diğerinden altı santim daha kısa olduğu ortaya çıktı. Sol
ayağındaki parmaklar da nerede ise yoktu. Ama oğlan yinede
kararlıydı. Acılar içinde kıvranmasına rağmen, her gün
egzersiz yaptı ve nihayet bir-iki adım atmayı başardı. Bu
genç adam, daha sonra koltuk değneklerinden de kurtuldu ve
yürümeye başladı. Derken koşmaya da başladı.
Bu genç adam koştu, koştu ve koştu. Nerede ise kesilmek
üzere olan bacaklar ona bir dünya rekoru bile kazandırdı. Bu
genç adam Glenn Cunningham'dı. "Dünyanın En Hızlı İnsanı"
olarak tanınan gence Madison Sguare Garden 'da yüzyılın
sporcusu ünvanı da verildi.
BAŞARIYI ELDE ETMEK İÇİN
BAŞARIYA İNANMAK
GEREK....
ÖSS'DE SINAV
TAKTİĞİ VE ZAMANLAMA NASIL OLMALIDIR ?
ÖSS'de SÖZEL ve SAYISAL
bölümlerin soru sayıları birbirine çok yakındır.
Sınavlarda sorular (kolay / orta zorlukta / zor / çok zor)
niteliktedir. Bu nedenle sınav başından itibaren bir anda
gitmeyiniz. Tarama yöntemini uygulayınız. (Anladığınız
soruyu çözünüz, anlamadığınız soruyu atlayınız.)
Sınav süresinde hız, bilinen sorulardan bilinmeyen sorulara
doğrudur.
Türkçe'nin paragraf türü sorularını (geniş içerikli ve zaman
alıcı oldukları için) sınav sonuna bırakınız. (Özel bir
nedeniniz yoksa)
Dört yanlış soru, bir doğru soruyu götürdüğü için,
anlamadığınız soruları boş bırakınız, atlamayınız. Ancak üç
seçeneği elemişseniz, iki şıktan (o an size yakın olanı)
ertelemeden işaretleyiniz.
ÖSS sorularının mantığı, bilgiyi ölçmeden ziyade, bilgileri
kullanmaya ve yorumlamaya dayalıdır. Bu nedenle soru kökünü
çok dikkatli okuyunuz ve sorunun ne sorduğunu iyi anlayınız.
Seçenekleri işaretlerken, ilgili daireyi taşırmayınız.
Yumuşak kalem ve iz bırakmayan silgi kullanınız. Kodlamayı
şöyle yapınız:
ÖSS'DE TAKTİK ZAMANLAMA ŞÖYLE OLMALIDIR.
• Sözel ve Sayısalın her ikisinden de güçlüyseniz
hangisinden daha çok net çıkarıyorsanız oradan başlayınız,
sonra diğerine geçiniz.
• Sayısaldan Güçlü, Sözelden Zayıfsanız, cevaplamaya
sayısaldan başlayınız.
• Sözelden Güçlü Sayısaldan Zayıfsanız, cevaplamaya sözelden
başlayınız.
• • Soru köküne, "hangisi değildir", "en gerçekçi yaklaşım",
"en önemli sonucu" gibi altı çizili sorulara daha çok dikkat
edin ve soruyu iyi anlayın.
-------------------------------------------------------------------------
Bill Gates Microsoft'un bir
seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını
anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış.
"Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar
sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara
alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu
atmamız mümkün olacaktı"
Birkaç gün sonra VW firmasının bir basın açıklaması
yayınlanmış.
"Eğer otomotiv sektörü Bill Gates in işletim sistemi gibi
gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak,
diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda
kalacaktık; arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle
çalışacak; gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları
yerine üzerinde ARABANIZ GEÇERSİZ BİR İŞLEM YÜRÜTTÜ VE
KAPATILACAKTIR yazan tek bir lamba olacaktı.
Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan
önce bir düğmenin üzerinde HAVA YASTIKLARI AÇILACAK
EMİN MİSİNİZ? diyen bir ışık yanacaktı."
-------------------------------------------------------------------------
BİR HİKÂYE
EŞEK NASIL KURTULDU?
Günlerden bir gün, köylerden
birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye
düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör
bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de
toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı,
üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin
ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi
dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.
Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.
Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği
kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.
Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak
attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her
seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha
yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler
ağzı açık kalakaldı.
Kıssadan hisse; Hayat, bazen
bizim de üzerimize abanır. (Ne bazeni, çoğu zaman)
Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla
başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp
silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda
olsak bile !
ÖSS İÇİN SON UYARILAR
• Sınava girerken yanınızda iki adet yumuşak uçlu kurşun
kalem ve iz bırakmayan kaliteli silgi bulundurunuz.
• Sınav salonunu önceden, bizzat kendiniz gezip görünüz.
• Sınav kâğıdınızı dikkatle kontrol ediniz, kitapçık türünü,
(A) (B) (C) (D) vs. kodlamayı unutmayınız.
• Sınavdan 2 gün önce, çalışmayı bırakarak geziniz müzik
dinleyerek rahatlayınız, 8 saatlik uykunuzu tam olarak
alınız, sınav sabahı ılık bir duş yapınız. Sağlam bir
kahvaltı sonrası, sınav başlamadan en az bir saat önce sınav
salonunun bulunduğu yerde olunuz.
• Organizma enerjiyi iki kaynaktan alır. Ya karaciğerden ya
da ince bağırsaktaki gıdalardan. Düşünme, enerji harcamak
olduğu için kan şekerini yükseltmek için kahvaltıda (bal ve
reçel benzeri) tatlı yemekte yarar vardır. Sınav öncesi
akide şekeri vb. gibi şeyleri yemenin hiçbir anlamı yoktur.
SONSÖZ
Sevgili Öğrenci,
Buraya kadar 4 bölüm
içinde, başarının anlamını, başarmak için gerekli
çalışmaları nasıl yapacağımızı öğrendik. Başarımızı
göstereceğimiz sınavlardan önce ve sonra neler yapmamız
gerektiğini detaylı bir şekilde kavradık.
Görüyorsun değil mi?
Başarmak isteyen öğrenci için ne kadar güzel ve faydalı
bilgiler varmış. Akan nehirden ahmaklar kaçarken akıllılar
baraj yapıp enerji üretirmiş.
İşte şimdi sıra
sende. Bütün bu bilgileri zihninde sindirip, başarı
hücrelerini besleyen birer enerji deposu haline getir.
Kalk, erteleme,
üşenme, gevşeme!
Hemen şimdi olmazsa,
ne zaman?
BİR HİKÂYE
BENİM AFRİKAM
Her sabah bir ceylan uyanır
Afrika'da
Kafasında bir tek düşünce vardır.
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek, Yoksa aslana
yem olur.
Her sabah bir aslan uyanır
Afrika'da.
Kafasında bir tek düşünce vardır.
En yavaş koşan ceylandan daha hızlı
koşabilmek, Yoksa açlıktan ölecektir.
İster aslan olun, İster
ceylan olun hiç önemli yok.
Yeter ki güneş doğduğunda
koşuyor olmanız gerektiğini, Hem de bir önceki günden daha
hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.
Yaşam adlı koşuyu ne kadar güzel
anlatmış Afrika atasözü, Bir önceki günden daha hızlı koşmak
gerekmektedir.
Çünkü eğer aslansanız, Ve en
yavaş koşan ceylanı
bir önceki gün yakalamışsanız
Ve bugün bir ceylan yakalamak
niyetindeyseniz, Artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan
sizden daha hızlıdır, O halde düne göre hızınızı artırmanız
gerekmektedir.
Yok eğer ceylansanız
Ve henüz aslana yem olmamışsanız
Hızınızı düne göre mutlaka artırmalısınız, Çünkü sıra size
gelmiş olabilir.
Yani...
Hayat koşusunda, devam edebilmenin
tek şartı var:
Dünden daha hızlı olabilmek.
Bakın bakalım şimdi kendinize.
Ondan, Şundan, Bundan değil
"Dünden" hızlı mısınız? |